İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 43 / 765
43

Hem, şu kâinâtın Mâlik ve Mutasarrıf-ı Hakîki’si, Ma'bûd ve Mahbûb-u Hakîki’si, o Zât olabilir ki; gece gündüzü, kış ve yazı, Dünya ve Âhiret’i bir kitabın sahifeleri gibi sühûletle çevirir, yazar, bozar, değiştirir; bütün bunlara hükmeder bir Kadîr-i Mutlak olduğunu isbât eden bir vaziyettir. İşte nihâyetsiz âciz, zaîf, hem nihâyetsiz fakir, muhtaç, hem nihâyetsiz bir istikbâl zulümâtına dalmakta, hem nihâyetsiz hâdisât içinde çalkanmakta olan rûh-u beşer, yatsı namazını kılmak için şu mânâdaki işâda, İbrahimvâri ﴾ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ ﴿ deyip, Ma'bûd-u Lemyezel, Mahbûb-u Lâyezâl’in dergâhına namaz ile ilticâ edip ve şu fânî âlemde ve fânî ömürde ve karanlık dünyada ve karanlık istikbâlde, bir Bâkî-i Sermedî ile münâcât edip, bir parçacık bir sohbet-i bâkiye, birkaç dakikacık bir ömr-ü bâkî içinde dünyasına nur serpecek, istikbâlini ışıklandıracak, mevcûdâtın ve ahbabının firâk ve zevâlinden neş'et eden yaralarına merhem sürecek olan Rahmân-ı Rahîm’in iltifat-ı rahmetini ve nur-u hidayetini görüp istemek...

Hem muvakkaten onu unutan ve gizlenen dünyayı, o dahi unutup, dertlerini kalbin ağlamasıyla dergâh-ı Rahmet’te döküp, hem ne olur ne olmaz, ölüme benzeyen uykuya girmeden evvel son vazife-i ubûdiyetini yapıp, yevmiye defter-i amelini hüsn-ü hâtime ile bağlamak için salâta kıyâm etmek; yani bütün fânî sevdiklerine bedel bir Ma'bûd ve Mahbûb-u Bâkî’nin ve bütün dilencilik ettiği âcizlere bedel bir Kadîr-i Kerîm’in ve bütün titrediği muzırların şerrinden kurtulmak için bir Hafîz-i Rahîm’in huzuruna çıkmak...

Hem Fâtiha ile başlamak; yani, bir şeye yaramayan ve yerinde olmayan nâkıs, fakir mahlûkları medih ve minnetdârlığa bedel, bir Kâmil-i Mutlak ve Ganiyy-i Mutlak ve Rahîm ve Kerîm olan Rabbü'l-Âlemîn’i medh ü senâ etmek...

Hem ﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ ﴿ hitâbına terakkî etmek; yani, küçüklüğü, hiçliği, kimsesizliği ile beraber Ezel ve Ebed Sultan’ı olan Mâlik-i Yevmi'd-din’e intisabıyla şu kâinâtta nâzdâr bir misâfir ve ehemmiyetli bir vazifedâr makamına girip; ﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَ اِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُ ﴿ demekle, bütün mahlûkat nâmına kâinâtın cemâat-i kübrâsı ve cem'iyet-i uzmâsındaki ibâdât ve istiânâtı O’na takdim etmek...

Hem ﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَ ﴿ demekle, istikbâl karanlığı içinde saâdet-i ebediyeye giden, nurânî yolu olan Sırat-ı Müstakîm’e hidayeti istemek...

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.