İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 379 / 765
379

Böyle haddinden hadsiz tecâvüz etmiş mağrûr hodfürûşların tekzîbleri, sana fütûr vermesin. Zîra az bir zamanda senin hakikatlerin onların hülyalarını zîr ü zeber edecek.”

﴾ اَمْ يُر۪يدُونَ كَيْدًا فَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا هُمُ الْمَك۪يدُونَ ﴿ “Veyâhut; fıtratları bozulmuş, vicdânları çürümüş şarlatan münâfıklar, dessâs zındıklar gibi ellerine geçmeyen hidayetten halkları aldatıp çevirmek, hile edip döndürmek mi istiyorlar ki, sana karşı kâh kâhin, kâh mecnûn, kâh sâhir deyip, kendileri dahi inanmadıkları hâlde başkalarını inandırmak mı istiyorlar? Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desîselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütûr getirme. Belki daha ziyâde gayret et. Çünkü; onlar kendi nefislerine hile ederler, kendilerine zarar ederler. Ve onların fenâlıkta muvaffakıyetleri muvakkattir ve istidrâcdır, bir mekr-i İlâhî’dir.”

﴾ اَمْ لَهُمْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿ “Veyâhut; hàlık-ı hayr ve hàlık-ı şer nâmıyla ayrı ayrı iki ilâh tevehhüm eden Mecûsîler gibi ve ayrı ayrı esbâba bir nev'i ulûhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinâd tahayyül eden esbâb-perestler, sanem-perestler gibi başka ilâhlara dayanıp sana muâraza mı ederler? Senden istiğnâ mı ediyorlar?”

Demek ﴾ لَوْ كَانَ ف۪يهِمَٓا آلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا ﴿ hükmünce, şu bütün kâinâtta gündüz gibi görünen bu intizam-ı ekmeli, bu insicam-ı ecmeli kör olup görmüyorlar. Hâlbuki bir köyde iki müdür, bir şehirde iki vâli, bir memlekette iki pâdişah bulunsa, intizam zîr ü zeber olur ve insicam herc ü merce düşer. Hâlbuki sinek kanadından tâ semâvât kandillerine kadar o derece ince bir intizam gözetilmiş ki, sinek kanadı kadar şirke yer bırakılmamış. Mâdem bunlar bu derece hilâf-ı akıl ve hikmet ve münâfî-i his ve bedâhet hareket ediyorlar. Onların tekzîbleri seni tezkîrden vazgeçirmesin.”

İşte silsile-i hakàik olan şu âyâtın yüzer cevherlerinden yalnız ifhàm ve ilzama dair bir tek cevher-i beyânîsini icmâlen beyân ettik. Eğer iktidarım olsaydı birkaç cevherlerini daha gösterseydim, “Şu âyetler tek başıyla bir mu'cizedir.” sen dahi diyecektin.

Amma ifhâm ve ta'limdeki beyânât-ı Kur'âniye o kadar hàrikadır, o derece letâfetli ve selâsetlidir; en basit bir âmî, en derin bir hakikati onun beyânından kolayca tefehhüm eder. Evet, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân, çok hakàik-ı gâmızayı nazar-ı umumîyi okşayacak, hiss-i âmmeyi rencîde etmeyecek, fikr-i avâmı tâciz edip yormayacak bir sûrette basîtane ve zâhirâne söylüyor, ders veriyor. Nasıl bir çocukla konuşulsa çocukça tâbirat

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.