kendine oluyorlar. Kendi kendini besliyorlar. Kendilerine lâzım olan herşeyi yaratıyorlar.’ mı tahayyül ediyorlar ki, îmândan, ubûdiyetten istinkâf ederler. Demek kendilerini birer hàlık zannederler. Hâlbuki bir tek şeyin Hàlık’ı, herbir şeyin Hàlık’ı olmak lâzım gelir. Demek kibir ve gururları onları nihâyet derecede ahmaklaştırmış ki; bir sineğe, bir mikroba karşı mağlûb bir âciz-i mutlakı, bir Kadîr-i Mutlak zannederler. Mâdem bu derece akıldan, insaniyetten sukùt etmişler. Hayvandan, belki cemâdâttan daha aşağıdırlar. Öyle ise, bunların inkârlarından müteessir olma. Bunları dahi, bir nev'i muzır hayvan ve pis maddeler sırasına say. Bakma, ehemmiyet verme.”
﴾ اَمْ خَلَقُوا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بَلْ لَايُوقِنُونَ ﴿ “Veyâhut; Hàlık’ı inkâr eden fikirsiz, sersem muattıla gibi, Allah’ı inkâr mı ediyorlar ki, Kur'ân’ı dinlemiyorlar. Öyle ise, semâvât ve arzın vücûdlarını inkâr etsinler veyâhut ‘Biz halkettik.’ desinler. Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, divâneliğin hezeyanına girsinler. Çünkü: Semâda yıldızları kadar, zeminde çiçekleri kadar berâhin-i tevhid görünüyor, okunuyor. Demek yakìne ve hakka, niyetleri yoktur. Yoksa ‘Bir harf kâtibsiz olmaz.’ bildikleri hâlde, nasıl bir harfinde bir kitab yazılan şu kâinât kitabını, kâtibsiz zannediyorlar?”
﴾ اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَبِّكَ ﴿ “Veyâhut; Cenâb-ı Hakk’ın ihtiyarını nefyeden bir kısım hükemâ-yı dâlle gibi ve Berâhime gibi asl-ı Nübüvvet’i mi inkâr ediyorlar, sana îmân getirmiyorlar? Öyle ise, bütün mevcûdâtta görünen ve ihtiyar ve irâdeyi gösteren bütün âsâr-ı hikmeti ve gâyâtı ve intizamâtı ve semerâtı ve âsâr-ı rahmet ve inâyâtı ve bütün enbiyânın bütün mu'cizâtlarını inkâr etsinler. Veya ‘Mahlûkata verilen ihsânatın hazineleri yanımızda ve elimizdedir.’ desinler. Kàbil-i hitâb olmadıklarını göstersinler. Sen de onların inkârından müteellim olma. ‘Allah’ın akılsız hayvanları çoktur.’ de.”
﴾ اَمْ هُمُ الْمُصَيْطِرُونَ ﴿ “Veyâhut; aklı hâkim yapan mütehakkim mu'tezile gibi kendilerini Hàlık’ın işlerine rakìb ve müfettiş tahayyül edip Hàlık-ı Zülcelâl’i mes'ûl tutmak mı istiyorlar!.. Sakın fütûr getirme. Öyle hodbînlerin inkârlarından bir şey çıkmaz. Sen de aldırma.”
﴾ اَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ ف۪يهِ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍ ﴿ “Veyâhut; cin ve şeytana uyup kehânet-fürûşlar, ispirtizmacılar gibi, âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler!.. Öyle ise, şeytanlarına kapanan semâvâta, onunla çıkılacak bir merdivenleri mi var, tahayyül ediyorlar ki;
