İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 376 / 765
376

eder veya başka âyetlerde tafsîlen reddedildiği için burada mücmelen işâret eder. Meselâ: Birinci fıkra ﴾ وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُ ﴿ âyetine işâret eder. Onbeşinci fıkra ise, ﴾ لَوْ كَانَ ف۪يهِمَٓا آلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا ﴿ âyetine remzeder. Daha sâir fıkraları buna kıyâs et. Şöyle ki: Başta diyor: “Ahkâm-ı İlâhiye’yi tebliğ et. Sen kâhin değilsin; zîra kâhinin sözleri karışık ve tahminîdir. Seninki, hak ve yakìnîdir. Mecnûn olamazsın, düşmanın dahi senin kemâl-i aklına şehâdet eder.”

﴾ اَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَتَرَبَّصُ بِـه۪ رَيْبَ الْمَنُونِ ﴿ “Âyâ, acaba muhâkemesiz âmî kâfirler gibi, sana şâir mi diyorlar! Senin helâketini mi bekliyorlar. Sen, de: ‘Bekleyiniz. Ben de bekliyorum.’ Senin parlak büyük hakikatlerin, şiirin hayâlâtından münezzeh ve tezyînâtından müstağnîdir.”

﴾ اَمْ تَاْمُرُهُمْ اَحْلَامُهُمْ بِهٰذَا ﴿ “Yâhut; acaba akıllarına güvenen akılsız feylesoflar gibi ‘Aklımız bize yeter.’ deyip sana ittibâ'dan istinkâf mı ederler! Hâlbuki; akıl ise, sana ittibâ'ı emreder. Çünkü; bütün dediğin ma'kuldür. Fakat akıl kendi başıyla ona yetişemez.”

﴾ اَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ ﴿ “Yâhut; inkârlarına sebeb, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir? Hâlbuki mütecebbir zâlimlerin rüesâları olan Fir'avunların, Nemrudların âkıbetleri ma'lûmdur.”

﴾ اَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُ بَلْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿ “Veyâhut; yalancı, vicdânsız münâfıklar gibi ‘Kur'ân senin sözlerindir.’ diye seni ittiham mı ediyorlar! Hâlbuki tâ şimdiye kadar ‘Muhammedü'l-Emîn’ diyerek içlerinde seni en doğru sözlü biliyorlardı. Demek onların îmâna niyetleri yoktur. Yoksa Kur'ân’ın âsâr-ı beşeriye içinde bir nazîrini bulsunlar.”

﴾ اَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ  ﴿ “Veyâhut; kâinâtı abes ve gayesiz i'tikàd eden felâsife-i abesiyyun gibi kendilerini başı boş, hikmetsiz, gayesiz, vazifesiz, Hàlık’sız mı zannediyorlar! Acaba gözleri kör olmuş, görmüyorlar mı ki, kâinât baştan aşağıya kadar hikmetlerle müzeyyen ve gayelerle müsmirdir ve mevcûdât, zerrelerden güneşlere kadar vazifelerle muvazzaftır ve evâmir-i İlâhiye’ye musahharlardır.”

﴾ اَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ ﴿ “Veyâhut; Fir'avunlaşmış maddiyûn gibi, ‘Kendi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.