İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 209 / 765
209

﴿ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ﴾

﴿ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ ﴾

لَقَدْ اَبْكَانِي نَعْىُ ﴿ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ  ﴾ مِنْ خَلِيلِ اللّٰهِ

İbrahim Aleyhisselâm’dan sudûr ile, kâinâtın zevâl ve ölümünü ilân eden na'y-i ﴾ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ ﴿ beni ağlattırdı.

فَصَبَّتْ عَيْنُ قَلْبِى قَطَـرَاتٍ بَاكِـيَاتٍ مِنْ شُؤُونِ اللّٰهِ

Onun için kalb gözü ağladı ve ağlayıcı katreleri döktü. Kalb gözü ağladığı gibi döktüğü herbir damlası da o kadar hazîndir, ağlattırıyor. Güyâ kendisi de ağlıyor. O damlalar, gelecek fârisî fıkralardır.

لِتَفْسِيرِ كَلاَمٍ مِنْ حَكِيـمٍ اَىْ: نَبِىٍّ فِى كَلاَمِ اللّٰهِ

İşte o damlalar ise, Nebi-yi peygamber olan bir hakîm-i İlâhî’nin, Kelâmullâh içinde bulunan bir kelâmının bir nev'i tefsiridir.

نَمِى زِيـبَاسْت « اُفُولْدَه » گُمْ شُدَنْ مَحْبُوبْ

Güzel değil batmakla gâib olan bir mahbûb. Çünkü; zevâle mahkûm, hakîki güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.

نَمِى اَرْزَدْ « غُرُوبْدَه » غَيْب شُدَنْ مَطْـلُوبْ

Bir matlûb ki, gurûbda gaybûbet etmeye mahkûmdur; kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor. Âmâle merci' olamıyor; arkasında gam ve

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.