İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 210 / 765
210

kederle teessüf etmeye lâyık değildir. Nerede kaldı ki; kalb, ona perestiş etsin ve ona bağlansın kalsın?

نَمِى خَواهَـمْ فَـنَادَه مَحْو شُدَنْ مَقْصُودْ

Bir maksûd ki, fenâda mahvoluyor; o maksûdu istemem. Çünkü; fânîyim, fânî olanı istemem; neyleyeyim?..

نَمِى خَوانَـمْ زَوَالْدَه دَفْن شُدَنْ مَعْـبُودْ

Bir ma'bûd ki, zevâlde defnoluyor; onu çağırmam, ona ilticâ etmem. Çünkü; nihâyetsiz muhtacım ve âcizim. Âciz olan, benim pek büyük derdlerime devâ bulamaz. Ebedî yaralarıma merhem süremez. Zevâlden kendini kurtaramayan nasıl ma'bûd olur?

عَقْل فَرْيَادْ مِى دَارَدْ نِدَاء ﴿  لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ  ﴾ مِى زَنَدْ رُوحَـمْ

Evet, zâhire mübtelâ olan akıl, şu keşmekeş kâinâtta perestiş ettiği şeylerin zevâlini görmek ile me'yûsâne feryâd eder ve bâkî bir mahbûbu arayan rûh dahi, ﴾  لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ  ﴿ feryâdını ilân ediyor.

نَمِى خَواهَـمْ نَمِى خَوانَـمْ نَمِى تَابَـمْ فِرَاقِى

İstemem, arzu etmem, tâkat getirmem müfârakatı...

نَمِى اَرْزَدْ مَـرَاقَه اِينْ زَوَالْ دَرْ پَسْ تَلاَقِى

Der-akab zevâl ile acılanan mülâkatlar, keder ve meraka değmez. İştiyaka hiç lâyık değildir. Çünkü; zevâl-i lezzet, elem olduğu gibi, zevâl-i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir. Bütün mecâzî âşıkların dîvânları, yani aşknâmeleri olan manzûm kitapları, şu tasavvur-u zevâlden gelen elemden birer feryâddır. Herbirinin bütün dîvân-ı eş'ârının rûhunu eğer sıksan, elemkârâne birer feryâd damlar.

اَزْ اۤنْ دَرْدِى گِرِينِ ﴿ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ ﴾ مِى زَنَدْ قَلْبَـمْ

İşte o zevâl-âlûd mülâkatlar, o elemli, mecâzî muhabbetler derdinden

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.