desîselerle entrikalar çevirmişler, hâince dolaplar döndürmüşler, hunharâne ve vahşiyâne zulümler irtikâb ve şeytânî ve menfûr plânlar tatbik etmişler ve iğfalatta bulunmuşlar; iblisâne, sinsî metodlar takib etmişler ve kardeşi kardeşe çarpıştırmışlar ve öyle aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralar yapmışlar, fitne-fesâd ve tefrika tohumları saçmışlardır ki; bunlar İslâm’ın bünyesine derin rahneler açmış ve büyük tahribâtlar yapmıştır.
Fakat, o musîbetler, Cenâb-ı Hakk’ın imdâdı ile, tahrîk ve istihdam olunan Bediüzzaman Said Nursî gibi, ihlâs-ı tâmmı kazanmış olan bir Zât vâsıtasıyla, rahmet-i İlâhî ile meded-res ve şifâ-resân ve cihan-pesend ve cihan-şümûl bir mâhiyeti hâiz Risale-i Nur eserlerinin meydâna gelmesine sebeb olmuştur. Ve aynı zamanda, Müslümanlar’ı uyandırmış; onları halâs, kurtuluş çarelerini aramaya sevk etmiştir. Ebedî âhiret hayatlarını kurtarmak için, hakîki îmân derslerini almak ve Allah’a ilticâ ve emirlerine itâat etmek ihtiyacını şiddetle hissettirmiş ve bu husustaki gaflet ve kusurâtı; o musîbetlerin ihtar ettiğini, idrak ettirmiştir. Zâten, insanların, mü'minlerin başına gelen belâ ve musîbetlerin hikmeti budur.
Evet, o ecnebîlerin, canavarlar gibi yaptıkları muâmele ve zulümler, İslâm dünyasında, hürriyet ve istiklâl ve İttihâd-ı İslâm cereyanını da hızlandırmıştır. Nihâyet, müstakil İslâm Devletleri’nin teşkilini intac etmiştir. İnşâallâhu Teâlâ, Cemâhîr-i müttefika-i İslâmiye de meydâna gelecek ve İslâmiyet, dünyaya hâkim ve hükümrân olacaktır. Rahmet-i İlâhî’den kuvvetle ümîd ve niyâz ediyoruz.
İşte, Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursî, öyle bir mücâhid-i İslâm’dır ki; ve te'lifâtı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki: Din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış ve mezkûr, muzır ve habîs fa'âliyetlerini akamete dûçâr ve dinsizlik esâslarının temel taşlarını, paramparça etmiş ve köküyle kesmiştir ve İslâmî ve îmânî fütûhâtı, perde altında, kalbden kalbe inkişaf ettirmiş ve Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ın hâkimiyet-i mutlakasına zemin ihzar etmiştir.
Evet, Risale-i Nur, o tahribâtı Kur'ân’ın elmas hakikatleriyle ve Kur'ân-ı Kerîm’deki en kısa ve en müstakîm bir tarîkle tamir ve o yaraları, Kur'ân-ı Hakîm’in eczâhâne-i kübrâsındaki edviyelerle tedâvi ediyor ve edecektir.
Hem, masûm Müslümanların kanlarını sömüren ve servetleri tahaccür etmiş millet kanı olan, parazit, tufeylî ve aç gözlü canavar ve barbar emperyalistleri, müstemlekecileri ve onların içimizdeki, sâdece şahsî menfaat zebûnu, zâlim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hâk ile yeksân edip izmihlâl ve inhidam-ı mutlakla mağlûb eden ve edecek yegâne çarenin,
