İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 734 / 765
734

ve gaye etmeden, sırf Cenâb-ı Hakk’ın rızâsı için hizmet yapmıştır. Basîretli ehl-i ilim tarafından bütün Müslümanlar’ca “ Zuhûru beklenen siyâsî ve dinî bir halâskârdır. ” gibi şahsına verilen yüksek mertebeyi, Bediüzzaman hiddetle reddetmiş, kendisinin ancak Kur'ân’ın bir hizmetkârı ve Risale-i Nur Talebeleri’nin bir ders arkadaşı olduğuna inanmış ve beyân etmiştir.

Millî Müdafaa Vekâleti’nde yirmibeş sene hizmet görmüş muhterem, âlim bir zâtın, şimdi aramızda bulunan bir kısım arkadaşlarımızla, evvelki gün ziyaretine gittiğimiz vakit, Bediüzzaman Hazretleri hakkında demişti ki: “ Bediüzzaman’ın nasıl bir Zât olduğunu anlayabilmek için, Risale-i Nur Külliyatı’nı dikkatle, sebatla okumak kâfîdir. Size bir misâl olarak, yalnız dünyevî iktidarı bakımından derim ki: Bediüzzaman, Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsiyle yalnız bir devleti değil, dünya yüzündeki milletlerin idaresi ona verilse, onları selâmet ve saâdet içinde idare edecek bir iktidar ve inâyete mâliktir. ” Evet, Bediüzzaman nâdire-i hilkattir. Fakat, yirmibeş senedir hem kendini, hem talebelerini siyasetten men'etmiştir, dünyevî işlerle meşgul değildir.

Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’u te'lif ettiği zamanlarda ve Hizmet-i Kur'âniye’de istihdam edildiği ânlarda; zekâsı, fetâneti, aklı, mantıkı, zihni, hayâli, hâfızası, teemmülü, ferâseti, seziş ve kavrayışı, sür'at-i intikali ve rûhî, kalbî, vicdânî hâsseleri, duyguları ve manevî letâifinin emsâlsiz bir tarzda olması, istihdam edildiğine âşikâr bir delildir ki; kendi ihtiyarıyla, keyfiyle değil, inâyet-i İlâhiye ile Kur'ân’a hizmetkârlık etmiş bir derecede olduğu, basîretli ehl-i ilim ve ehl-i kalbce musaddak ve müstahsendir.

Mısır’da fâzıl ulemâdan, merhum Abdülazîz Çâviş, Bediüzzaman’ın “ Fatînü'l-Asr ” olduğu ve müdhiş bir fart-ı zekâya mâlik bulunduğu mevzûunda, Mısır matbuâtında makale neşretmiştir. Büyük ve salâbetli bir âlim olan Şeyhülislâm merhum Mustafa Sabri Efendi, Mısır’da Risale-i Nur’a sâhib çıkmış ve Câmiü'l-Ezher Üniversitesi’nde en yüksek bir mevkiye koymuştur.

Risale-i Nur, İslâmiyet’in gayet keskin ve elmas bir kılıncıdır. Bu hakikatlere bir delil ise, Bediüzzaman’ın zâlim hükümdarlara ve kumandanlara, ölümü istihkar ederek, hakikati pervâsızca tebliğ etmesi ve dünyayı saran dinsizlik kuvvetine mukâbil Hakàik-ı Kur'âniye ve îmâniyeyi, kendini fedâ ederek, istibdâdın en koyu devrinde neşretmesi ve bu kudsî hakikate, cansipârâne hizmet etmesidir.

Bir müddeiumumî, iddianâmesinde: “ Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî fa'âliyete devam etmektedir. ” Denizli Mahkemesi,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.