İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 730 / 765
730

bahr-i ummân gibi ilmini ve ateşpâre-i zekâsını tecrübe etmek değildi. Zaman-ı istikbâle ait şiddet-i ihâtasını ve idare-i âlemdeki siyasetini anlamak fikrinde idi.

Buna karşı, Bediüzzaman’ın verdiği cevab şu oldu:

اِنَّ الْاَوْرُوبَا حَامِلَةٌ بِالْاِسْلَامِيَّةِ فَسَتَلِدُ يَوْمًا مَا

وَ اِنَّ الْعُثْمَانِيَّةَ حَامِلَةٌ بِالْاَوْرُوبَائِيَّةِ فَسَتَلِدُ اَيْضًا يَوْمًا مَا

Yani: “ Avrupa bir İslâm Devleti’ne, Osmanlı Devleti de bir Avrupa Devleti’ne hâmiledir. Bir gün gelip doğuracaklardır. ”

Bu cevaba karşı, Şeyh Bahît Hazretleri: “ Bu gençle münâzara edilmez, ben de aynı kanâatte idim. Fakat bu kadar vecîz ve belîğâne bir tarzda ifâde etmek, ancak Bediüzzaman’a hàstır. ” demiştir. Nitekim, Bediüzzaman’ın dediği gibi, ihbarâtın iki kutbu da tahakkuk etmiş. Bir-iki sene sonra Meşrûtiyet devrinde, Şeâir-i İslâmiye’ye muhâlif çok âdât-ı ecnebiyeyi ahzetmek ve gittikçe Türkiye’de yerleştirmekle; ve şimdi Avrupa’da Kur'ân’a ve İslâmiyet’e karşı gösterilen hüsn-ü alâka ve bilhassa bahtiyar Alman Milleti’nde, fevc fevc İslâmiyet’i kabûl etmek gibi hâdiseler; o ihbarı tamamıyla tasdik etmişlerdir.

İşte, büyük ulemâ-i İslâm ve meşâyih-ı kirâm çok tecrübe ve imtihanlarla şöyle bir kanâate varmışlardır ki: Bediüzzaman ne söylerse hakikattir. Bediüzzaman’ın eserleri sünûhât-ı kalbiye olup, cumhûr-u ulemânın tasdik ve takdirine mazhardır.

Ehl-i ilim, ehl-i tasavvuf ve ehl-i mekteb ve fen, Bediüzzaman’ın eserlerinden sâdece istifaza ve istifade ederler. Evet, üç aylık bir tahsili bulunan ve kırk seneden beri Kur'ân-ı Kerîm’den başka bir kitapla iştigâl etmeyen, yüzotuzu Türkçe, onbeşi Arapça olan eserlerini te'lif ederken hiçbir kitaba müracaat etmediği, henüz hayatta olan kâtibleri tarafından şehâdet edilen, esâsen kütübhânesi de bulunmayan, yarım ümmî bir Zât, öyle misilsiz bir ilânatla, ulûm-u cedîde de dâhil mütenevvi' ilimlerde, yüksek âlimler ve büyük mürşidlerle, genç yaşında yaptığı münâzaraların hepsinde muvaffak olduğu meydânda bulunan, ittifaklı olan mes'eleleri tasdik ve ihtilâflı olanları tashih eden, kendisi için “ Bediüzzaman’ın cevab veremeyeceği bir suâl yoktur. ” diye allâmeler tarafından tasdik edilen; ve Avrupa’nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşâbih âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflere yaptığı taarruzlarını; o âyet ve hadîslerin birer mu'cize olduğunu eserleriyle isbât ederek i'tirâzlarını kökünden yıkan ve böylece evhâma düşürülen bazı ehl-i ilmi de kurtarıp, İslâmiyet’e olan

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.