İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 693 / 765
693

Şu medeniyetin rûhu olan Roma dehâsı birbiriyle barışır, hem mezc u ittihâdı.

O dehâ ile bu hüdâ menşe'leri ayrıdır: Hüdâ semâdan indi, dehâ zeminden çıktı. Hüdâ kalbde işliyor; dimağı da işletir.

Dehâ dimağda işler, kalbi de karıştırır. Hüdâ rûhu eder tenvir, taneleri sünbüllettirir. Karanlıklı tabiat onunla ışıklanır.

İsti'dâd-ı kemâli birdenbire yol alır, nefs-i cismânî yapar hizmetkâr-ı emirber. Melek-sîmâ ediyor insan-ı himmet-perver.

Dehâ ise; evvelâ nefs u cisme bakıyor, tabiata giriyor, nefsi tarla ediyor. İsti'dâd-ı nefsânî neşv ü nemâ buluyor.

Rûhu eder hizmetkâr, taneleri kuruyor. Şeytanın sîmâsını beşerde gösteriyor. Hüdâ, hayateyne saâdet veriyor, dâreyne ziyâ neşrediyor.

İnsanı yükseltiyor. Deccâl-misâl (∗) [^11] dehâ-yı a'ver, bir dâr ile bir hayatı anlar, madde-perest olur ve dünya-perver. İnsanı yapar birer canavar.

[^11]: (∗) Bunda da bir ince işâret var.

Evet dehâ, sağır tabiata tapar. Kör kuvvete fermânber. Fakat, hüdâ, şuûrlu san'atı tanır, hikmetli kudrete bakar. Dehâ, zemine küfran perdesi çeker. Hüdâ, şükrân nurunu serper.

Bu sırdandır dehâ, a'mâ-i asamm; hüdâ, semi'-i basîr. Dehânın nazarında, zemindeki ni'metler sâhibsiz ganîmettir.

Minnetsiz gasb ve sirkat, tabiattan koparmak canavarca his verir. Hüdânın nazarında; zeminin sînesinde kâinâtın yüzünde,

Serpilmiş olan niam, rahmetin semerâtı, her ni'metin altında bir yed-i muhsin görür, şükrân ile öptürür.

Bunu da inkâr etmem; medeniyette vardır mehâsin-i kesîre.. lâkin, onlar değildir ne Nasrâniyet malı, ne Avrupa icâdı.

Ne şu asrın san'atı, belki umum malıdır. Telâhuk-u efkârdan, semâvî şerâyi'den, hem hâcât-ı fıtrîden, hususan şer'-i Ahmedî

İslâmî inkılâbdan neş'et eden bir maldır; kimse temellük etmez. Misâlîler meclisi, o meclisin reisi tekrar sordu, hem dedi:

“Musîbet olur her dem hıyânet neticesi. Mükâfâtın sebebi, ey şu asrın adamı! Kader bir sille vurdu, kazâya da çarptırdı.

Hangi ef'âlinizle kazâya, hem kadere şöyle fetvâ verdiniz ki, kazâ-i İlâhî musîbetle hükmetti, sizleri hırpaladı?

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.