İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 617 / 765
617

Amma, Kur'ân’ın cadde-i nurâniyesi ise; bütün ehl-i dalâletin çektiği yaraları, hakàik-ı îmâniye ile tedâvi eder. Bütün evvelki yoldaki zulümâtı dağıtır. Bütün dalâlet ve helâket kapılarını kapatır. Şöyle ki:

İnsanın za'f ve aczini ve fakr ve ihtiyacını, bir Kadîr-i Rahîm’e tevekkül ile tedâvi eder. Hayat ve vücûdun yükünü, O’nun kudretine, rahmetine teslîm edip, kendine yüklemeyip, belki kendisi o hayatına ve nefsine biner hükmünde bir rahat makam bulur. Kendisinin “Nâtık bir hayvan” değil, belki hakîki bir insan ve makbûl bir misâfir-i Rahmân olduğunu bildirir. Dünyayı, bir misâfirhâne-i Rahmân olduğunu göstermekle ve dünyadaki mevcûdât ise, Esmâ-i İlâhiye’nin âyineleri olduklarını ve masnûâtı ise, her vakit tazelenen Mektûbat-ı Samedâniye olduklarını bildirmekle, insanın fenâ-yı dünyadan ve zevâl-i eşyadan ve hubb-u fâniyâttan gelen yaralarını güzelce tedâvi eder ve evhâmın zulümâtından kurtarır.

Hem mevt ve eceli, âlem-i Berzah’a giden ve âlem-i Bekà’da olan ahbablara visâl ve mülâkat mukaddimesi olarak gösterir. Ehl-i dalâletin nazarında bütün ahbabından bir firâk-ı ebedî telâkki ettiği ölüm yaralarını böylece tedâvi eder. Ve o firâk, ayn-ı likà olduğunu isbât eder.

Hem kabrin, âlem-i rahmete ve dâr-ı saâdete ve bağistan-ı cinâna ve nuristan-ı Rahmân’a açılan bir kapı olduğunu isbât etmekle, beşerin en müdhiş korkusunu izâle edip, en elîm ve kasâvetli ve sıkıntılı olan Berzah seyahatini, en lezîz ve ünsiyetli ve ferâhlı bir seyahat olduğunu gösterir. Kabir ile ejderha ağzını kapatır, güzel bir bahçeye kapı açar. Yani; kabir, ejderha ağzı olmadığını, belki bağistan-ı rahmete açılan bir kapı olduğunu gösterir.

Hem mü'mine der: “İhtiyarın cüz'î ise, kendi mâlikinin irâde-i külliyesine işini bırak. İktidarın küçük ise, Kadîr-i Mutlak’ın kudretine i'timâd et. Hayatın az ise, hayat-ı bâkiyeyi düşün. Ömrün kısa ise, ebedî bir ömrün var, merak etme. Fikrin sönük ise, Kur'ân’ın güneşi altına gir. Îmânın nuruyla bak ki; yıldız böceği olan fikrin yerine, herbir âyet-i Kur'ân, birer yıldız misillû sana ışık verir. Hem hadsiz emellerin, elemlerin varsa, nihâyetsiz bir sevâb ve hadsiz bir rahmet seni bekliyor. Hem hadsiz arzuların, makàsıdın varsa, onları düşünüp muzdarib olma. Onlar bu dünyaya sığışmaz. Onların yerleri başka diyardır. Ve onları veren de başkadır.”

Hem der: “Ey İnsan! Sen kendine mâlik değilsin. Sen, kudreti nihâyetsiz bir Kadîr, rahmeti hadsiz bir Rahîm-i Zât-ı Zülcelâl’in memlûküsün. Öyle ise; sen, kendi hayatını kendine yükleyip zahmet çekme, çünkü; hayatı veren O’dur, idare eden de O’dur. Hem dünya sâhibsiz değil ki; sen kendi kafana dünya yükünü yüklettirerek, ehvâlini düşünüp merak etme. Çünkü; onun sâhibi Hakîm’dir, Alîm’dir. Sen de misâfirsin; fuzûlî olarak

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.