İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 613 / 765
613

bir çiçektir. Bahar da bir çiçektir. Semâ da bir çiçektir; yıldızlar, o çiçeğin yaldızlı nakışlarıdır. Güneş de bir çiçektir; ziyâsındaki yedi rengi, o çiçeğin nakışlı boyalarıdır. Âlem, güzel ve büyük bir insandır; nasıl ki insan, küçük bir âlemdir... Hûriler nev'i ve rûhâniler cemâati ve melek cinsi ve cin tâifesi ve insan nev'i, birer güzel şahıs hükmünde tasvir ve tanzim ve icâd edilmiştir. Hem herbiri, külliyetiyle; hem herbir ferdi, tek başıyla Sâni'-i Zülcemâl’inin esmâsını gösterdikleri gibi, O’nun cemâline, kemâline, rahmetine ve muhabbetine birer ayrı ayrı âyinelerdir. Ve nihâyetsiz cemâl ve kemâline ve rahmet ve muhabbetine birer şâhid-i sâdıktır. Ve o cemâl ve kemâlin ve rahmet ve muhabbetin birer âyâtıdır, birer emârâtıdır. İşte şu nihâyetsiz envâ'-ı kemâlât, dâire-i vâhidiyette ve ehadiyette hâsıldır. Demek; o dâire haricinde tevehhüm olunan kemâlât, kemâlât değildir.

İşte hakàik-ı eşyanın, Esmâ-i İlâhiye’ye dayandığını ve istinâd ettiğini, belki hakîki hakàik, o esmânın cilveleri olduğunu ve herşeyin çok cihetlerle, çok dillerle Sâni'ini zikr ve tesbih ettiğini anla;

﴾ وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ ﴿ nin bir mânâsını bil ve

سُبْحَانَ مَنِ اخْتَفٰى بِشِدَّةِ ظُهُورِهِ de. Ve âyetlerin âhirlerinde olan

﴿ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ ﴾ ﴿ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ ﴾ ﴿ وَهُوَ الْعَل۪يمُ الْقَد۪يرُ ﴾

gibi zikir ve tekrarlarındaki bir sırrı fehmet.

Eğer bir çiçekte esmâyı okuyamıyorsan ve vâzıh göremiyorsan; Cennet’e bak, bahara dikkat et, zeminin yüzünü temâşâ et. Rahmetin şu büyük çiçekleri olan Cennet ve bahar ve zeminde yazılan esmâyı, vâzıhan okuyabilirsin, cilvelerini ve nakışlarını anlar, görürsün. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.