İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 587 / 765
587

Yani: Semânın müzeyyen tavanına, güneş gibi ışık verici, ısındırıcı bir lambayı takmak; gece gündüz hatlarıyla, kış yaz sahifelerinde Mektûbat-ı Samedâniye’yi yazmasına bir nur hokkası hükmüne getirmek ve yüksek minâre ve kulelerdeki büyük saatlerin parlayan akrebleri misillû, kubbe-i semâda Kamer’i, zamanın saat-ı kübrâsına bir akrep yapmak; mütefâvit çok hilâller sûretinde her geceye güyâ ayrı bir hilâl bırakıp, sonra dönüp kendine toplamak; menzillerinde kemâl-i mîzanla, dakîk hesabla hareket ettirmek ve kubbe-i semâda parlayan, tebessüm eden yıldızlarla, göğün güzel yüzünü yaldızlamak, elbette nihâyetsiz bir Saltanat-ı Rubûbiyet’in şeâiridir. Zîşuûra, O’nu iş'âr eden muhteşem bir Ulûhiyet’in işârâtıdır. Ehl-i fikri, îmâna ve tevhide dâvet eder.

Bak kitab-ı kâinâtın safha-i rengînine,

Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!

Kalmamış bir nokta-i muzlim, çeşm-i dil erbâbına,

Sanki âyâtın Hudâ, nur ile tahrir eylemiş!

Bak, ne mu'ciz-i hikmet, iz'ân-rubâ-yı kâinât,

Bak, ne àlî bir temâşâdır fezâ-yı kâinât;

Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şîrînine,

Nâme-i nûrîn-i hikmet, bak ne takrîr eylemiş!

Hep beraber nutka gelmiş, Hak lisânıyla derler:

Bir Kadîr-i Zülcelâl’in haşmet-i sultanına,

Birer bürhân-ı nur-efşânız vücûb-u Sâni'a, hem vahdete, hem kudrete şâhidleriz biz.

Şu zeminin yüzünü yaldızlayan nâzenîn mu'cizâtı çün melek seyranına.

Bu semânın arza bakan, Cennet’e dikkat eden, binler müdakkik gözleriz biz.

Tûbâ-yı hilkatten semâvât şıkkına, hep kehkeşân ağsânına,

Bir Cemîl-i Zülcelâl’in dest-i hikmetiyle takılmış, binler güzel meyveleriz biz.

Şu semâvât ehline birer mescid-i seyyâr, birer hâne-i devvâr, birer ulvî âşiyâne,

Birer misbâh-ı nevvâr, birer gemi-i cebbâr, birer tayyareyiz biz.

Bir Kadîr-i Zülkemâl’in, bir Hakîm-i Zülcelâl’in, birer mu'cize-i kudret, birer hàrika-i san'at-ı hàlıkane,

Birer nâdire-i hikmet, birer dâhiye-i hilkat, birer nur âlemiyiz biz.

Böyle yüzbin dil ile, yüzbin bürhân gösteririz, işittiririz insan olan insana.

Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü, hem işitmez sözümüzü, Hak söyleyen âyetleriz biz.

Sikkemiz bir, tuğrâmız bir, Rabbimize musahharız, müsebbihiz, zikrederiz abîdâne,

Kehkeşânın halka-i kübrâsına mensûb birer meczûblarız biz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.