İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 553 / 765
553

perde-i gayb arkasında bir Hâkim-i Mutlak’ı vardır. Hem mâdem O Hâkim, bütün yaptığı icraat-ı hakîmâne şehâdetiyle, hem gösterdiği âsâr-ı haşmetle bir Sultan-ı Zülcelâl’dir.

Hem gösterdiği ihsânat ile, gayet Rahîm bir Rab’dır. Hem izhâr ettiği güzel san'atlarıyla san'at-perver ve san'atını çok sever bir Sâni'dir.

Hem gösterdiği tezyînât ve merak-âver san'atlarıyla zîşuûrların nazar-ı istihsânını âsârına celbetmek isteyen bir Hàlık-ı Hakîm’dir.

Hem hilkat-ı âlemde gösterdiği muhayyirü'l-ukùl tezyînâtın ne demek olduğunu ve mahlûkat nereden gelip, nereye gideceğini, Rubûbiyet’inin hikmetiyle zîşuûra bildirmek istediği anlaşılıyor... Elbette bu Hâkim-i Hakîm ve Sâni'-i Alîm, Rubûbiyet’ini göstermek ister.

Hem mâdem bu kadar gösterdiği âsâr-ı lütûf ve merhamet ve garâib-i san'at ile zîşuûra kendini tanıttırmak ve sevdirmek ister; elbette, zîşuûrlardan arzularını ve onlardaki marziyâtı ne olduğunu bir mübelliğ vâsıtasıyla bildirecektir.

Öyle ise; zîşuûrlardan birisini ta'yin edip onun ile o Rubûbiyet’ini ilân edecektir. Ve sevdiği san'atlarını teşhîr için bir dellâlı, kurb-u huzuruna müşerref edip teşhîre vâsıta edecektir. Ve o ulvî makàsıdını sâir zîşuûrlara bildirmekle kemâlâtını izhâr etmek için birisini muallim ta'yin edecektir. Ve şu kâinâtta dercettiği tılsımı ve şu mevcûdâtta gizlediği muammâ-i Rubûbiyet’i mânâsız kalmamak için, her hâlde bir rehber ta'yin edecektir. Ve gösterdiği ve enzârın temâşâsına neşrettiği mehâsin-i san'at, fâidesiz ve abes kalmamak için, onlardaki makàsıdı ders verecek bir rehber ta'yin edecektir. Hem marziyâtını zîşuûrlara tebliğ etmek için, birisini bütün zîşuûrların fevkınde bir makama çıkaracak ve marziyâtını ona bildirecek, onlara gönderecektir.

Mâdem hakikat ve hikmet böyle iktiza ediyor ve şu vezâife en elyak Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Çünkü, bilfiil en mükemmel bir sûrette o vazifeleri yapmıştır. Teşkil ettiği Âlem-i İslâm ve gösterdiği nur-u İslâmiyet bir şâhid-i âdil ve sâdıktır. Öyle ise; O Zât, doğrudan doğruya bütün kâinâtın fevkıne çıkıp, bütün mevcûdâttan geçip, bir makama girmek lâzımdır ki; bütün mahlûkatın Hàlık’ı ile umumî, ulvî, küllî bir sohbet etsin. İşte Mi'râc dahi, bu hakikati ifâde ediyor.

Elhâsıl: Mâdem şu azîm kâinâtı mezkûr maksadlar gibi çok azîm makàsıd ve çok büyük gayeler için şu sûrette teşkil, tertib ve tezyîn etmiştir. Hem mâdem şu mevcûdât içinde şu umumî Rubûbiyet’i, bütün dekàiki ile; şu azîm saltanat-ı Ulûhiyet’i, bütün hakàikı ile görecek insan nev'i vardır.. Elbette O Hâkim-i Mutlak, o insan ile konuşacaktır, makàsıdını bildirecektir. Mâdem her insan, cüz'iyetten ve süfliyetten tecerrüd edip,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.