Şu vazife ise; şu muvakkat meydâna göre değil, belki Pâdişah’ın kurbünde dâimî bir saâdeti kazanmak için verilmiştir. Şu matlûbât ise; birkaç günlük bu misâfirhânede geçinmek için olamaz. Belki, uzun ve mes'ûdâne bir hayat için olabilir. Şu düstur ise, bütün bütün açığa verir ki; cüzdan sâhibi başka yere namzeddir, başka âleme çalışır.
Bak, şu defterlerde, âletler techizâtının sûret-i istimâli ve mes'ûliyetler vardır. Hâlbuki; eğer, yalnız bu meydândan başka àlî, dâimî bir yer bulunmazsa; şu muhkem defter, o kat'î cüzdan, bütün bütün mânâsız olur.
Hem, şu muhterem zâbit ve mükerrem kumandan ve muazzez reis; bütün ahâliden aşağı, herkesten daha bedbaht, daha bîçâre, daha zelîl, daha musîbetli, daha fakir, daha zaîf bir derekeye düşer.
İşte buna kıyâs et. Hangi şeye dikkat etsen şehâdet eder ki: Bu fânîden sonra bir bâkî var...
Ey arkadaş! Demek, bu muvakkat memleket bir tarla hükmündedir. Bir ta'limgâhtır; bir pazardır. Elbette arkasında bir Mahkeme-i Kübrâ, bir saâdet-i uzmâ gelecektir. Eğer bunu inkâr etsen; bütün zâbitlerdeki cüzdanları, defterleri, techizâtları, düsturları, belki şu memleketteki bütün intizamâtı, hattâ hükûmeti inkâr etmeğe mecbur olursun ve bütün vâki olan icraatın vücûdunu tekzîb etmek lâzımgelir. O vakit sana, insan ve zîşuûr denilmez. Sofestâi’lerden daha akılsız olursun.
Sakın zannetme; tebdil-i memleket delilleri bu “Oniki Sûret” e münhasırdır. Belki, had ve hesaba gelmez emâreler, deliller var ki; şu kararsız, mütegayyir memleket; zevâlsiz, müstakırr bir memlekete tahvîl edilecektir. Hem, had ve hesaba gelmez işâretler, alâmetler var ki; bu ahâli, şu muvakkat misâfirhânelerden alınacak, saltanatın makarr-ı dâimîsine gönderilecek.
Bâhusus, gel sana “Oniki Sûret” kuvvetinden daha kuvvetli bir bürhân daha göstereceğim.
İşte gel bak! Şu uzaktaki görünen cemâat-i azîme içinde, evvel adada gördüğümüz büyük nişan sâhibi Yâver-i Ekrem bir tebliğâtta bulunuyor. Gidelim, dinleyelim. Bak, o parlak Yâver-i Ekrem, bak o yüksekte ta'lik edilmiş Fermân-ı A'zam’ı ahâliye bildiriyor ve diyor ki:
“Hazırlanınız! Başka, dâimî bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nisbeten bir zindân hükmündedir. Pâdişah’ımızın makarr-ı saltanatına gidip merhametine, ihsânlarına mazhar olacaksınız. Eğer güzelce bu fermânı dinleyip itâat etseniz... Yoksa isyan edip dinlemezseniz, müdhiş zindânlara atılacaksınız.” gibi tebliğâtta bulunuyor.
