İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 420 / 765
420

yani “Yâ Arz! Yâ semâ! İster istemez geliniz, hikmet ve kudretime râm olunuz. Ademden çıkıp, vücûdda meşhergâh-ı san'atıma geliniz.” dedi. Onlar da: “Biz kemâl-i itâatle geliyoruz. Bize gösterdiğin her vazifeyi senin kuvvetinle göreceğiz.” İşte kuvvet ve irâdeyi tazammun eden hakîki ve nâfiz şu emirlerin kuvvet ve ulviyetine bak.

Sonra insanların اُسْكُنِي يَا اَرْضُ وَانْشَقِّي يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيٰمَةُ gibi sûret-i emirde cemâdâta hezeyanvâri muhâveresi hiç o iki emre kàbil-i kıyâs olabilir mi!.. Evet, temennîden neş'et eden arzular ve o arzulardan neş'et eden fuzûliyâne emirler nerede! Hakikat-i âmiriyetle muttasıf bir âmirin iş başında hakikat-i emri nerede!.. Evet, emri nâfiz, büyük bir âmirin mutî' ve büyük bir ordusuna “Arş” emri nerede!.. Ve şöyle bir emir, âdi bir neferden işitilse, iki emir sûreten bir iken ma'nen bir neferle bir ordu kumandanı kadar farkı var.

Meselâ: ﴾  اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ﴿

Hem meselâ: ﴾ وَ اِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ ﴿ Şu iki âyette iki emrin kuvvet ve ulviyetine bak, sonra beşerin emirler nev'indeki kelâmına bak. Acaba yıldız böceğinin Güneş’e nisbeti gibi kalmıyorlar mı?

Evet, hakîki bir mâlikin iş başındaki bir tasviri ve hakîki bir san'atkârın işlediği vakit san'atına dair verdiği beyânâtı ve hakîki bir mün'imin ihsân başında iken beyân ettiği ihsânatı, yani kavl ile fiili birleştirmek, kendi fiilini hem göze, hem kulağa tasvir etmek için şöyle dese: “Bakınız! İşte bunu yaptım, böyle yapıyorum. İşte bunu bunun için yaptım. Bu böyle olacak, bunun için işte bunu böyle yapıyorum.” Meselâ:

﴿ اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَالَهَا مِنْ فُرُوجٍ ❀ وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِىَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ ❀ تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ ❀ وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكًا فَاَنْبَتْنَا بِـه۪ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَص۪يدِ ❀ وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَض۪يدٌ ❀ رِزْقًا لِلْعِبَادِ وَاَحْيَيْنَا بِـه۪ بَلْدَةً مَيْتًا كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ  ﴾

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.