İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 367 / 765
367

Şimdi kelimelerin penceresiyle gösterdiği üslûba bak.

Meselâ: ﴾ وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَد۪يمِ ﴿ deki

﴾ كَالْعُرْجُونِ الْقَد۪يمِ ﴿ kelimesine bak, ne kadar latîf bir üslûbu gösteriyor. Şöyle ki: Kamer’in bir menzili var ki, Süreyyâ yıldızlarının dâiresidir. Kamer’i, hilâl vaktinde hurmanın eskimiş beyaz bir dalına teşbih eder. Şu teşbih ile, semânın yeşil perdesi arkasında güyâ bir ağaç bulunuyor gibi beyaz, sivri, nurânî bir dalı, perdeyi yırtıp başını çıkarıp, Süreyyâ o dalın bir salkımı gibi ve sâir yıldızlar o gizli hilkat ağacının birer münevver meyvesi olarak işitenin hayâlî olan gözüne göstermekle medâr-ı maîşetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahrâ-nişînlerin nazarında ne kadar münâsib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifâde olduğunu zevkin varsa anlarsın.

Meselâ: Ondokuzuncu Söz’ün âhirinde isbât edildiği gibi,

﴾ وَالشَّمْسُ تَجْر۪ي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ﴿ deki ﴾ تَجْر۪ي ﴿ kelimesi şöyle bir üslûb-u àlîye pencere açar. Şöyle ki: ﴾ تَجْر۪ي ﴿ lafzıyla yani “Güneş döner.” tâbiriyle kış ve yaz, gece ve gündüzün deverânındaki muntazam tasarrufât-ı Kudret-i İlâhiye’yi ihtar ile Sâni'in azametini ifhâm eder ve o mevsimlerin sahifelerinde kalem-i kudretin yazdığı Mektûbat-ı Samedâniye’ye nazarı çevirir. Hàlık-ı Zülcelâl’in hikmetini i'lâm eder.

﴾ وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا ﴿ Yani, “lamba” tâbiriyle şöyle bir üslûba pencere açar ki: Şu âlem bir saray ve içinde olan eşya ise, insana ve zîhayata ihzar edilmiş müzeyyenât ve mat'ûmât ve levâzımat olduğunu ve Güneş dahi musahhar bir mumdâr olduğunu ihtar ile Sâni'in haşmetini ve Hàlık’ın ihsânını ifhâm ederek tevhide bir delil gösterir ki, müşriklerin en mühim, en parlak ma'bûd zannettikleri Güneş, musahhar bir lamba, câmid bir mahlûktur. Demek ﴾ سِرَاجًا ﴿ tâbirinde Hàlık’ın Azamet-i Rubûbiyet’indeki Rahmetini ihtar eder. Rahmetin vüs'atindeki ihsânını ifhâm eder ve o ifhâmda saltanatının haşmetindeki keremini ihsâs eder ve bu ihsâsta vahdâniyeti i'lâm eder ve ma'nen der: “Câmid bir sirâc-ı musahhar, hiçbir cihette ibâdete lâyık olamaz.”

Hem cereyan-ı ﴾ تَجْر۪ي ﴿ tâbirinde gece gündüzün, kış ve yazın

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.