İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 365 / 765
365

Meselâ: Sûre-i عَمَّ ye dikkat edilse öyle bir üslûb-u bedî' ile Âhiret’i, Haşr’i, Cennet ve Cehennemin ahvâlini öyle bir tarzda gösteriyor ki, şu dünyadaki Ef'âl-i İlâhiye’yi, âsâr-ı Rabbâniye’yi o ahvâl-i uhreviyeye birer birer bakar isbât eder gibi kalbi iknâ eder. Şu sûredeki üslûbun izâhı uzun olduğundan yalnız bir-iki noktasına işâret ederiz. Şöyle ki:

Şu sûrenin başında kıyâmet gününü isbât için der: “Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift; geceyi hâb-ı rahatınıza örtü; gündüzü meydân-ı maîşet; Güneş’i ışık verici, ısındırıcı bir lamba; bulutları âb-ı hayat çeşmesi gibi ondan suyu akıttım. Basit bir sudan bütün erzâkınızı taşıyan bütün çiçekli, meyveli muhtelif eşyayı kolay ve az bir zamanda icâd ederiz. Öyle ise, yevm-i fasl olan kıyâmet sizi bekliyor. O günü getirmek bize ağır gelemez.” İşte bundan sonra kıyâmette dağların dağılması, semâvâtın parçalanması, Cehennemin hazırlanması ve Cennet ehline bağ ve bostan vermesini gizli bir sûrette isbâtlarına işâret eder. Ma'nen der: “Mâdem gözünüz önünde dağ ve zeminde şu işleri yapar; âhirette dahi bunlara benzer işleri yapar.” Demek sûrenin başındaki “dağ”, kıyâmetteki dağların hâline bakar ve “bağ” ise, âhirde ve âhiretteki hadîkaya ve bağa bakar. İşte sâir noktaları buna kıyâs et, ne kadar güzel ve àlî bir üslûbu var, gör.

Meselâ:

﴿ قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُ ﴾

ilâ âhir... Öyle bir üslûb-u àlîde benî beşerdeki Şuûnât-ı İlâhiye’yi ve gece ve gündüzün deverânındaki Tecelliyât-ı İlâhiye’yi ve senenin mevsimlerinde olan Tasarrufât-ı Rabbâniye’yi ve yeryüzünde hayat-memât, haşir ve neşr-i dünyeviyedekî icraat-ı Rabbâniye’yi öyle bir ulvî üslûb ile beyân eder ki, ehl-i dikkatin akıllarını teshìr eder. Parlak ve ulvî geniş üslûbu, az dikkat ile göründüğü için şimdilik o hazineyi açmayacağız.

Meselâ:

﴿ اِذاَ السَّمَٓاءُ انْشَقَّتْ ❀ وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ❀ وَ اِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْ ❀ وَاَلْقَتْ مَا ف۪يهَا وَتَخَلَّتْ ❀ وَاَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ﴾

Gök ve zeminin, Cenâb-ı Hakk’ın emrine karşı derece-i inkıyad ve itâatlerini şöyle àlî bir üslûb ile beyân eder ki: Nasıl bir kumandan-ı a'zam,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.