İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 26 / 765
26

İkinci Kâr: Cennet gibi bir fiat veriliyor.

Üçüncü Kâr: Her a'zâ ve hâsselerin kıymeti, birden bine çıkar.

Meselâ: Akıl bir âlettir. Eğer Cenâb-ı Hakk’a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan; öyle meş'ûm ve müz'ic ve muacciz bir âlet olur ki, geçmiş zamanın âlâm-ı hazînânesini ve gelecek zamanın ehvâl-i muhavvifânesini senin bu bîçâre başına yükletecek yümünsüz ve muzır bir âlet derekesine iner. İşte bunun içindir ki; fâsık adam, aklın iz'aç ve tâcizinden kurtulmak için, gâliben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakîki’sine satılsa ve O’nun hesabına çalıştırsan; akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinâtta olan nihâyetsiz Rahmet hazinelerini ve Hikmet definelerini açar. Ve bununla sâhibini, saâdet-i ebediyeye müheyyâ eden bir Mürşid-i Rabbânî derecesine çıkar.

Meselâ: Göz, bir hâssedir ki, rûh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenâb-ı Hakk’a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan; geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyr ile, şehvet ve heves-i nefsâniyeye bir kavvâd derekesinde bir hizmetkâr olur. Eğer gözü, gözün Sâni'-i Basîr’ine satsan ve O’nun hesabına ve izni dâiresinde çalıştırsan; o zaman şu göz, şu kitab-ı kebîr-i kâinâtın bir mütâlaacısı ve şu âlemdeki mu'cizât-ı san'at-ı Rabbâniye’nin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki Rahmet çiçeklerinin mübârek bir arısı derecesine çıkar.

Meselâ: Dildeki kuvve-i zâikayı, Fâtır-ı Hakîm’ine satmazsan, belki nefis hesabına, mide nâmına çalıştırsan; o vakit, midenin tavlasına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukùt eder. Eğer Rezzâk-ı Kerîm’e satsan; o zaman, dildeki kuvve-i zâika, Rahmet-i İlâhiye hazinelerinin bir nâzır-ı mâhiri ve kudret-i Samedâniye matbahlarının bir müfettiş-i şâkiri rütbesine çıkar.

İşte ey akıl! Dikkat et! Meş'ûm bir âlet nerede? Kâinât anahtarı nerede? Ey göz! Güzel bak! Âdi bir kavvâd nerede? Kütübhâne-i İlâhî’nin mütefennin bir nâzırı nerede? Ve ey dil! İyi tat! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede? Hazine-i hàssa-i Rahmet nâzırı nerede?..

Ve daha bunlar gibi başka âletleri ve a'zâları kıyâs etsen anlarsın ki; hakikaten mü'min Cennet’e lâyık ve kâfir Cehenneme muvâfık bir mâhiyet kesbeder. Ve onların herbiri öyle bir kıymet almalarının sebebi; mü'min, îmânıyla Hàlık’ının emânetini, O’nun nâmına ve izni dâiresinde istimâl etmesidir. Ve kâfir, hıyânet edip nefs-i emmâre hesabına çalıştırmasıdır.

Dördüncü Kâr: İnsan zaîftir; belâları çok.. fakirdir; ihtiyacı pek ziyâde.. âcizdir; hayat yükü pek ağır... Eğer Kadîr-i Zülcelâl’e dayanıp tevekkül etmezse ve i'timâd edip teslîm olmazsa, vicdânı dâim azâb içinde

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.