İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 250 / 765
250

mu'cizâtlarından bahis dahi onların nazîrelerine yetişmeye ve taklidlerini yapmaya bir teşviki işmâm ediyor. Hattâ denilebilir ki; manevî kemâlât gibi maddî kemâlâtı ve hàrikaları dahi en evvel mu'cize eli nev'-i beşere hediye etmiştir. İşte Hazret-i Nuh’un (Aleyhisselâm) bir mu'cizesi olan sefîne ve Hazret-i Yûsuf’un (Aleyhisselâm) bir mu'cizesi olan saati, en evvel beşere hediye eden, dest-i mu'cizedir. Bu hakikate latîf bir işârettir ki; san'atkârların ekseri, herbir san'atta birer peygamberi pîr ittihàz ediyor. Meselâ: Gemiciler Hazret-i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret-i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret-i İdris’i (Aleyhisselâm)...

Evet mâdem Kur'ân’ın herbir âyeti, çok vücûh-u irşadî ve müteaddid cihât-ı hidayeti olduğunu ehl-i tahkîk ve ilm-i belâğat ittifak etmişler. Öyle ise, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın en parlak âyetleri olan mu'cizât-ı enbiyâ âyetleri; birer hikâye-i tarihiye olarak değil, belki onlar çok maâni-yi irşadiyeyi tazammun ediyorlar. Evet, mu'cizât-ı enbiyâyı zikretmesiyle fen ve san'at-ı beşeriyenin nihâyet hududunu çiziyor. En ileri gâyâtına parmak basıyor. En nihâyet hedeflerini ta'yin ediyor. Beşerin arkasına dest-i teşviki vurup o gayeye sevkediyor. Zaman-ı mâzi, zaman-ı müstakbel tohumlarının mahzeni ve şuûnâtının âyinesi olduğu gibi müstakbel dahi mâzinin tarlası ve ahvâlinin âyinesidir. Şimdi misâl olarak o çok vâsi' menba'dan yalnız birkaç nümûnelerini beyân edeceğiz...

Meselâ: Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm’ın bir mu'cizesi olarak teshìr-i havayı beyân eden ﴾ وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ ﴿ âyeti, “Hazret-i Süleyman, bir günde havada tayerân ile iki aylık bir mesâfeyi kat'etmiştir.” der. İşte bunda işâret ediyor ki, beşere yol açıktır ki, havada böyle bir mesâfeyi kat'etsin. Öyle ise, ey beşer! Mâdem sana yol açıktır; bu mertebeye yetiş ve yanaş. Cenâb-ı Hak, şu âyetin lisânıyla ma'nen diyor:

“Ey insan! Bir abdim, hevâ-i nefsini terk ettiği için havaya bindirdim. Siz de nefsin tenbelliğini bırakıp bazı kâvânîn-i âdetimden güzelce istifade etseniz, siz de binebilirsiniz.”

Hem Hazret-i Mûsa Aleyhisselâm’ın bir mu'cizesini beyân eden:

﴿ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا  ﴾

ilâ âhir… Bu âyet işâret ediyor ki, zemin tahtında gizli olan rahmet hazinelerinden, basit âletlerle istifade edilebilir. Hattâ taş gibi bir sert yerde, bir asâ ile âb-ı hayat celbedilebilir. İşte şu âyet, bu mânâ ile beşere der ki: “Rahmetin en latîf feyzi olan âb-ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.