3- Biri taleb et; başkaları lâyık değiller.
4- Biri gör; başkalar her vakit görünmüyorlar, zevâl perdesinde saklanıyorlar.
5- Biri bil; mârifetine yardım etmeyen başka bilmekler fâidesizdir.
6- Biri söyle; O’na ait olmayan sözler, mâlâyanî sayılabilir.
نَعَمْ صَدَقْتَ اَىْ جَامِى: هُوَ الْمَطْلُوبُ ❀ هُوَ الْمَحْبُوبُ ❀ هُوَ الْمَقْصُودُ ❀ هُوَ الْمَعْبُودُ
Evet Câmî, pek doğru söyledin. Hakîki mahbûb, hakîki matlûb, hakîki maksûd, hakîki ma'bûd yalnız O’dur...
كِه لَٓااِلٰهَاِلَّاهُوَ بَرَابَرْ مِي زَنَدْ عَالَمْ
Çünkü; bu âlem, bütün mevcûdâtıyla muhtelif dilleriyle, ayrı ayrı nağamâtıyla zikr-i İlâhî’nin halka-i kübrâsında beraber لَٓااِلٰهَاِلَّاهُو der, vahdâniyete şehâdet eder. ﴾ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ ﴿ nin açtığı yaraya merhem sürüyor ve alâkayı kestiği mecâzî mahbûblara bedel, bir Mahbûb-u Lâyezâlî’yi gösteriyor. ∗∗∗
