İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 146 / 765
146

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ أَبَدًا دَائِمًا

Ey hapis arkadaşlarım ve Din kardeşlerim!

Size; hem dünya azâbından, hem âhiret azâbından kurtaracak bir hakikati beyân etmek kalbime ihtar edildi. O da şudur:

Meselâ: Birisi birinin kardeşini veya bir akrabasını öldürmüş. Bir dakika intikam lezzetiyle bir katl, milyonlar dakika hem kalbî sıkıntı, hem hapis azâbını çektirir. Ve maktûlün akrabası dahi, intikam endişesiyle ve karşısında düşmanını düşünmesiyle, hayatının lezzetini ve ömrünün zevkini kaçırır. Hem korku, hem hiddet azâbını çekiyor. Bunun tek bir çaresi var: O da, Kur'ân’ın emrettiği ve hak ve hakikat ve maslahat ve insaniyet ve İslâmiyet iktiza ve teşvik ettikleri olan, barışmak ve musâlaha etmektir.

Evet, hakikat ve maslahat sulhtur. Çünkü; ecel birdir, değişmez. O maktûl, herhalde ecel geldiğinden daha ziyâde kalmayacaktı. O kàtil ise, o kazâ-yı İlâhiye’ye vâsıta olmuş.

Eğer barışmak olmazsa, iki taraf da dâima korku ve intikam azâbını çekerler. Onun içindir ki; “Üç günden fazla bir mü'min diğer bir mü'mine küsmemek” İslâmiyet emrediyor. Eğer o katl, bir adâvetten ve bir kinli garazdan gelmemişse ve bir münâfık o fitneye vesile olmuş ise; çabuk barışmak elzemdir. Yoksa, o cüz'î musîbet büyük olur, devam eder.

Eğer barışsalar ve öldüren tevbe etse ve maktûle her vakit duâ etse, o hâlde her iki taraf çok kazanırlar ve kardeş gibi olurlar. Bir gitmiş kardeşe bedel, birkaç dindar kardeşleri kazanır. Kazâ ve kader-i İlâhîye teslîm olup düşmanını affeder. Ve bilhassa mâdem Risale-i Nur dersini dinlemişler, elbette mâbeynlerinde bulunan bütün küsmekleri bırakmağa, hem maslahat ve istirahat-i şahsiye ve umumiye, hem Nur dâiresindeki uhuvvet iktiza ediyor.

Nasıl ki, Denizli hapsinde birbirine düşman bütün mahpuslar, Nurlar dersiyle birbirlerine kardeş oldular. Ve bizim berâetimize bir sebeb olup –hattâ dinsizlere, serserilere de– o mahpuslar hakkında “Mâşâallâh, Bârekallâh” dedirttiler. Ve o mahpuslar tam teneffüs ettiler.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.