İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 122 / 765
122

nefs etmek –ayb olmasın– batn ve fercin hizmetine mi münhasırdır? Yâhut zannediyor musunuz ki; hayatınızın makinesinde dercedilen şu nâzik letâif ve maneviyat; ve şu hassas a'zâ ve âlât; ve şu muntazam cevârih ve cihâzât; ve şu mütecessis havâs ve hissiyatın gaye-i yegânesi; şu hayat-ı fâniyede, nefs-i rezîlenin, hevesât-ı süfliyenin tatmini için, istimâline mi münhasırdır? Hâşâ ve kellâ! Belki vücûdunuzda şunların yaratılması ve fıtratınızda bunların gaye-i idhali, iki esâstır:

Biri: Cenâb-ı Mün'im-i Hakîki’nin bütün ni'metlerinin herbir çeşitlerini size ihsâs ettirip şükrettirmekten ibarettir. Siz de hissedip şükür ve ibâdetini etmelisiniz.

İkincisi: Âleme tecellî eden Esmâ-i Kudsiye-i İlâhiye’nin bütün tecelliyâtının aksâmını, birer birer, size o cihâzât vâsıtasıyla bildirip tattırmaktır. Siz dahi tatmakla tanıyarak îmân getirmelisiniz.

İşte bu iki esâs üzerine kemâlât-ı insaniye, neşv ü nemâ bulur. Bununla insan, insan olur. İnsaniyetin cihâzâtı, hayvan gibi hayat-ı dünyeviyeyi kazanmak için verilmemiş olduğuna şu temsîl sırrıyla bak:

Meselâ: Bir zât, bir hizmetçisine yirmi altın verdi; tâ mahsûs bir kumaştan kendisine bir kat libâs alsın. O hizmetçi gitti, o kumaşın a'lâsından mükemmel bir libâs aldı, giydi.

Sonra gördü ki: O zât, diğer bir hizmetkârına bin altın verip, bir kağıt içinde bazı şeyler yazılı olarak onun cebine koydu, ticârete gönderdi. Şimdi, her aklı başında olan bilir ki; o sermâye, bir kat libâs almak için değil. Çünkü; evvelki hizmetkâr, yirmi altınla en a'lâ kumaştan bir kat libâs almış olduğundan, elbette bu bin altın, bir kat libâsa sarfedilmez. Şâyet bu ikinci hizmetkâr, cebine konulan kağıdı okumayıp, belki evvelki hizmetçiye bakıp, bütün parayı bir dükkâncıya bir kat libâs için verip, hem o kumaşın en çürüğünden ve arkadaşının libâsından elli derece aşağı bir libâs alsa, elbette o hàdim nihâyet derecede ahmaklık etmiş olacağı için şiddetle tâzib ve hiddetle te'dib edilecektir.

Ey nefsim ve ey arkadaşım! Aklınızı başınıza toplayınız. Sermâye-i ömür ve isti'dâd-ı hayatınızı hayvan gibi, belki hayvandan çok aşağı bir derecede şu hayat-ı fânîye ve lezzet-i maddiyeye sarfetmeyiniz. Yoksa sermâyece en a'lâ hayvandan elli derece yüksek olduğunuz hâlde, en ednâsından elli derece aşağı düşersiniz.

Ey gâfil nefsim! Senin hayatının gayesini ve hayatının mâhiyetini, hem hayatının sûretini, hem hayatının sırr-ı hakikatini, hem hayatının kemâl-i saâdetini bir derece anlamak istersen bak. Senin hayatının gayelerinin icmâli “dokuz emir” dir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.