İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 11 / 765
11

bir sikke-i Rahmet içinde bir hâtem-i Rahîmiyet’i ve bir nakş-ı şefkati dokuyor ve öyle bir hâtem-i inâyeti nescediyor ki, güneşten daha parlak kendini akıllara gösteriyor.

Evet, Şems ve Kamer’i, anâsır ve maâdini, nebâtât ve hayvanatı, bir nakş-ı a'zamın atkı ipleri gibi, o binbir isimlerin şuâlarıyla tanzim eden ve hayata hàdim eden ve nebâtî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedâkârâne şefkatleriyle şefkatini gösteren ve zevi'l-hayatı, hayat-ı insaniyeye musahhar eden ve ondan Rubûbiyet-i İlâhiye’nin gayet güzel ve şirin bir nakş-ı a'zamını ve insanın ehemmiyetini gösteren ve en parlak rahmetini izhâr eden o Rahmân-ı Zülcemâl, elbette kendi istiğnâ-i mutlakına karşı rahmetini, ihtiyac-ı mutlak içindeki zîhayata ve insana makbûl bir şefâatçi yapmış.

Ey insan! Eğer insan isen, “ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ ” de. O şefâatçiyi bul. Evet, zeminde dörtyüz bin muhtelif ayrı ayrı nebâtâtın ve hayvanatın tâifelerini; hiçbirini unutmayarak, şaşırmayarak, vakti vaktine, kemâl-i intizam ile, hikmet ve inâyet ile terbiye ve idare eden ve küre-i arzın sîmâsında hâtem-i Ehadiyet’i vaz'eden; bilbedâhe, belki bilmüşâhede Rahmet’tir. Ve o Rahmet’in vücûdu, bu küre-i arzın sîmâsındaki mevcûdâtın vücûdları kadar kat'î olduğu gibi, o mevcûdât adedince tahakkukunun delilleri var.

Evet, zeminin yüzünde öyle bir hâtem-i Rahmet ve Sikke-i Ehadiyet bulunduğu gibi, insanın mâhiyet-i maneviyesinin sîmâsında dahi öyle bir sikke-i Rahmet vardır ki; küre-i arz sîmâsındaki sikke-i Merhamet ve kâinât sîmâsındaki sikke-i uzmâ-yı Rahmet’ten daha aşağı değil. Âdeta binbir ismin cilvesinin bir nokta-i mihrâkiyesi hükmünde bir câmiiyeti var.

Ey insan! Hiç mümkün müdür ki; sana bu sîmâyı veren ve o sîmâda böyle bir sikke-i Rahmet’i ve bir hâtem-i Ehadiyet’i vaz'eden Zât, seni başı boş bıraksın, sana ehemmiyet vermesin, senin harekâtına dikkat etmesin, sana müteveccih olan bütün kâinâtı abes yapsın, hilkat şeceresini, meyvesi çürük, bozuk ehemmiyetsiz bir ağaç yapsın. Hem hiçbir cihetle şübhe kabûl etmeyen ve hiçbir vecihle noksaniyeti olmayan, güneş gibi zâhir olan rahmetini ve ziyâ gibi görünen hikmetini inkâr ettirsin. Hâşâ!..

Ey insan! Bil ki: O Rahmet’in arşına yetişmek için bir mi'râc var. O mi'râc, بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ dir. Ve bu mi'râc ne kadar ehemmiyetli olduğunu anlamak istersen, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın yüzondört sûrelerinin başlarına ve hem bütün mübârek kitapların ibtidâlarına ve umum mübârek işlerin mebde'lerine bak. Ve Besmele’nin azamet-i kadrine en kat'î bir

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.