3 – Müslümanlığın insana verdiği izzet ve şeref, terakkî ve teâlînin en mühim âmili olan izzet-i İslâmiye...
Arkadaşlar! Şu meâlde bir hadîs-i şerîf var ki: “ Hakîki âlimler, zâlim hükümdarlara karşı hak ve hakikati pervâsızca söyleyen âlimlerdir. ” İşte biz, ancak böyle ve müttakì bir allâmenin söz ve eserlerine i'timâd edebiliriz.
Asrımızda ise, hayatındaki vâkıalar ve eserleriyle bu hadîs-i şerîfe mâsadak olan Risale-i Nur meydândadır. Müellif Bediüzzaman; dinî mücâhedesi ve Kur'ân’a hizmetinde ve ubûdiyetinde, Resûl-i Ekrem ( Aleyhissalâtü Vesselâm )’ın Sünnet-i Seniyesi’ne tam ittibâ' etmiş bir mücâhiddir. Resûl-i Ekrem ( Aleyhissalâtü Vesselâm ) Efendimiz, dünyanın en muazzam siyâsî hâdisesi olan Bedir Muhârebesi’nde; Sahâbe-i Kirâma, nöbet nöbet cemâatle namaz kıldırmıştır. Yani, vâcib olmayan, hususan, muhârebe zamanında terk edilebilen, “ Cemâatle namaz kılmak ” gibi bir hayrı, dünyanın en büyük siyâsî vak'asına tercih etmiştir; üstün tutmuştur. Ufak bir sevâbı, harb cebhesinin o dehşetleri içinde dahi terk etmemiştir.
Bediüzzaman, gönüllü alay kumandanı olarak katıldığı Rus Harbi’nde, harb cebhesinde, avcı hattında, Kur'ân’ın bir kısmının tefsiri olan meşhûr Arabî İşârâtü'l-İ'câz Tefsiri’ni te'lif etmiş. Ve bu eser-i azîm, Âlem-i İslâm’da en büyük âlimlerin takdir ve tahsinine mazhar olmuş ve tam anlamaktan âciz kaldıklarını ve öyle bir tefsir görmediklerini itiraf etmişlerdir ki, Kur'ân-ı Kerîm’in en ince nükte ve en derin mes'elelerini ve misilsiz i'câz ve hàrikulâde yüksek belâğat ve fesâhatini izhâr ve isbât etmiştir. Hattâ bir harfin nüktesini izhâr ederken, avcı ateş hattında, düşman topları zihnini ondan çevirememiş, harbin dağdağa ve dehşetleri mâni olamamıştır. Ezân-ı Muhammedî’nin ( A.S.M. ) yasak edildiği ve bid'aların cebren umuma yaptırıldığı zulümâtlı ve dehşetli bir devirde, Nur Talebeleri, o uydurma ezânı okumamışlar ve böyle bid'alara karşı, kendilerini kahramanca muhâfaza ederek, bid'alara girmemişlerdir.
Îmân ve İslâmiyet’in ortadan kaldırılmaya çalışıldığı ve bir âlimin gizliden gizliye dahi bir tek dini eser neşredemediği fecâat devrinde, Bediüzzaman nefyedildiği yerlerde, zâlim müstebidlerin tarassudât ve tazyîkatı içinde, gizliden gizliye yüzotuz aded îmânî eser te'lif ve neşretmiştir. Bununla beraber, geceleri pek az bir uykudan sonra, esâret altında inleyen İslâm Milletleri’nin necât ve salâhı için duâlar etmiş, Dergâh-ı İlâhiye’ye ilticâ ederek yalvarmıştır.
Evet, Hazret-i Üstad, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz’in Sünnet-i Seniyesi’ne tam iktidâ etmiştir. Bediüzzaman’ın bu hâli de, bütün İslâm mücâhidlerine ve umum Müslümanlar’a bir örnektir.
