İşte şu âyetin hülâsatü'l-hülâsası şudur ki:
Kâinâtın ulvî ve süflî tabakàtındaki bütün âlemler, ayrı ayrı lisânla bir tek neticeyi, yani bir tek Sâni'-i Hakîm’in Rubûbiyet’ini gösteriyorlar. Şöyle ki:
Nasıl, göklerde –hattâ kozmoğrafyanın itirafıyla dahi– gayet büyük neticeler için gayet muntazam hareketler, bir Kadîr-i Zülcelâl’in vücûd ve vahdetini ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir. Öyle de, zeminde bilmüşâhede –hattâ coğrafyanın şehâdetiyle ve ikrarıyla– gayet büyük maslahatlar için mevsimlerdeki gibi gayet muntazam tahavvülâtlar dahi, aynı o Kadîr-i Zülcelâl’in vücûb ve vahdetini ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir.
Hem nasıl berr’de ve bahr’de, kemâl-i rahmet ile rızıkları verilen ve kemâl-i hikmet ile muhtelif şekiller giydirilen ve kemâl-i Rubûbiyet’le türlü türlü duygularla techiz edilen bütün hayvanat, birer birer yine o Kadîr-i Zülcelâl’in vücûduna şehâdet ve vahdetine işâret etmekle beraber; hey'et-i mecmuasıyla gayet geniş bir mikyâsta azamet-i Ulûhiyet’ini ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir. Öyle de; bağlardaki muntazam nebâtât ve nebâtâtın gösterdikleri müzeyyen çiçekler ve çiçeklerin gösterdikleri mevzûn meyveler ve meyvelerin gösterdikleri müzeyyen nakışlar, birer birer yine o Sâni'-i Hakîm’in vücûduna şehâdet ve vahdetine işâret etmekle beraber; külliyetleriyle gayet şa'şaalı bir sûrette cemâl-i rahmetini ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir...
Hem nasıl cevv-i semâdaki bulutlardan mühim hikmetler ve gayeler ve lüzumlu fâideler ve semereler için tavzif edilen ve gönderilen katreler, katreler adedince yine o Sâni'-i Hakîm’in vücûbunu ve vahdetini ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir. Öyle de; zemindeki bütün dağların ve dağlar içindeki mâdenlerin ayrı ayrı hâsiyetleriyle beraber, ayrı ayrı maslahatlar için ihzar ve iddiharları, dağ metânetinde bir kuvvetle yine o Sâni'-i Hakîm’in vücûb ve vahdetini ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir.
Hem nasıl sahrâlarda ve dağlardaki küçük küçük tepelerin türlü türlü muntazam çiçeklerle süslenmeleri, herbiri bir Sâni'-i Hakîm’in vücûbuna şehâdet ve vahdetine işâret etmekle beraber; hey'et-i mecmuasıyla haşmet-i saltanatını ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir. Öyle de; bütün otlarda ve ağaçlardaki bütün yaprakların türlü türlü eşkâl-i muntazamaları ve ayrı ayrı vaziyetleri ve cezbekârâne mevzûn hareketleri, yapraklar adedince yine o Sâni'-i Hakîm’in vücûb-u vücûdunu ve vahdetini ve kemâl-i Rubûbiyet’ini gösterir.
Hem nasıl bütün ecsâm-ı nâmiyede, büyümek zamanında muntazaman hareketleri ve türlü türlü âlât ile techizleri ve çeşit çeşit meyvelere şuûrkârâne teveccühleri, herbiri ferden-ferdâ yine o Sâni'-i Hakîm’in
