Sayfa 608 / 765
608
Aleyhisselâm’a güzel bir adam nisbet edilse, yine çirkin göründüğü gibi; dünyanın ne kadar kıymetdâr mehâsini varsa, Cennet’in mehâsinine nisbet edilse, hiç hükmündedir.
Üçüncüsü: Dünyayı tahkîr eder, çünkü; eline geçmez. Şu tahkîr, dünyanın nefretinden gelmiyor; muhabbetinden ileri geliyor.
Dördüncüsü: Dünyayı tahkîr eder, zîra dünya eline geçiyor; fakat durmuyor, gidiyor. O da kızıyor. Tesellî bulmak için tahkîr eder, “Pistir” der. Şu tahkîr ise; o da dünyanın muhabbetinden ileri geliyor. Hâlbuki; makbûl tahkîr odur ki; hubb-u âhiretten ve mârifetullâhın muhabbetinden ileri gelir...
Demek makbûl tahkîr, evvelki iki kısımdır. Cenâb-ı Hak, bizi onlardan yapsın. Âmîn.
بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ ∗∗∗
