İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 550 / 765
550

tabakalarında başka başka nâm ve vasıfları ve saltanatının mertebelerinde çeşit çeşit isim ve alâmetleri vardır... Meselâ; adliye dâiresinde hâkim-i âdil ve mülkiyede sultan ve askeriyede kumandan-ı a'zam ve ilmiyede halife ve hâkezâ.. sâir isim ve ünvânları bulunur. Herbir dâirede birer manevî tahtı hükmünde olan makam ve iskemlesi bulunur. O tek pâdişah, o saltanatın dâirelerinde ve tabakàt-ı hükûmetin mertebelerinde, bin isim ve ünvâna sâhib olabilir. Birbiri içinde bin taht-ı saltanatı olabilir. Güyâ o hâkim, herbir dâirede şahsiyet-i maneviye haysiyetiyle ve telefonu ile mevcûd ve hazır bulunur, bilir. Ve her tabakada kanunuyla, nizâmıyla, mümessiliyle görünür, görür. Ve her mertebede perde arkasında hükmüyle, ilmiyle, kuvvetiyle idare eder, bakar. Ve herbir dâirenin başka bir merkezi, bir menzili vardır. Ahkâmları birbirinden ayrıdır, tabakàtları birbirinden başkadır. İşte böyle bir sultan, istediği bir zâtı, bütün o dâirelerinde gezdirip, her dâireye mahsûs saltanat-ı şâhânesini ve evâmir-i hâkimânesini gösterip, dâireden dâireye, tabakadan tabakaya gezdirip, tâ huzuruna getirir. Sonra bütün o dâirelere taalluk eden bazı evâmir-i umumiye-i külliyeyi ona tevdî' eder, gönderir.

İşte bu misâl gibi; Ezel ve Ebed Sultan’ı olan Rabbü'l-Âlemîn için, Rubûbiyet’inin mertebelerinde ayrı ayrı, fakat birbirine bakar şe'n ve nâmları vardır. Ve Ulûhiyet’inin dâirelerinde başka başka, fakat birbiri içinde görünür isim ve alâmetleri vardır. Ve haşmetli icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer tecellî ve cilveleri vardır. Ve kudretinin tasarrufâtında başka başka, fakat birbirini ihsâs eder ünvânları vardır. Ve sıfatlarının tecelliyâtında başka başka, fakat birbirini gösterir mukaddes zuhûratı vardır. Ve ef'âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder tasarrufâtı vardır. Ve rengârenk san'atında ve masnûâtında çeşit çeşit, fakat birbirini temâşâ eder haşmetli Rubûbiyet’i vardır.

İşte şu sırr-ı azîme binâen, kâinâtı hayret-fezâ acîb bir tertib ile tanzim etmiş. En küçük tabakàt-ı mahlûkattan olan zerrâttan tâ semâvâta ve semâvâtın birinci tabakasından, tâ Arş-ı A'zam’a kadar birbiri üstünde teşkilât var. Herbir semâ, bir ayrı âlemin damı ve Rubûbiyet için bir arş ve tasarrufât-ı İlâhiye için bir merkez hükmündedir. O dâirelerde ve o tabakàtta çendan, Ehadiyet itibariyle bütün esmâ bulunabilir. Bütün ünvânlarla tecellî eder. Fakat nasıl ki adliyede hâkim-i âdil ünvânı asıldır, hâkimdir. Sâir ünvânlar orada onun emrine bakar, ona tâbidir. Öyle de, herbir tabakàt-ı mahlûkatta, herbir semâda bir isim, bir ünvân-ı İlâhî hâkimdir, sâir ünvânlar da onun zımnındadır. Meselâ: İsm-i Kadîr’e mazhar Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, hangi semâda Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm ile görüştü ise, işte o semâ dâiresinde Cenâb-ı Hak, “Kadîr” ünvânıyla bizzat orada mütecellîdir. Meselâ: Hazret-i Mûsa Aleyhisselâm’ın makamı olan

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.