İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 437 / 765
437

ve muâraza ile şöhret kazanmak isteyen meşhûr belîğlerin ve dâhî âlimlerin O’nun hiçbir vech-i i'câzına karşı çıkamamaları ve âcizâne sükût etmeleri; Kur'ân, mu'cize ve tâkat-i beşerin fevkınde olduğuna bir imzadır.

Evet, bir kelâm, “Kimden gelmiş ve kime gelmiş ve ne için?” denilmesiyle kıymeti ve ulviyeti ve belâğatı tezâhür etmesi noktasından Kur'ân’ın misli olamaz ve O’na yetişilmez. Çünkü; Kur'ân, bütün âlemlerin Rabbi ve bütün kâinâtın Hàlık’ının hitâbı ve konuşması., ve hiçbir cihette taklidi ve tasannu'u ihsâs edecek hiçbir emâre bulunmayan bir mükâlemesi.. ve bütün insanların belki bütün mahlûkatın nâmına meb'ûs ve nev'-i beşerin en meşhûr ve nâmdâr muhâtabı bulunan ve o muhâtabın kuvvet ve vüs'at-i îmânı, koca İslâmiyet’i tereşşuh edip sâhibini Kàb-ı Kavseyn makamına çıkararak muhâtab-ı Samedâniye’ye mazhariyetle nüzûl eden.. ve saâdet-i dâreyne dair ve hilkat-i kâinâtın neticelerine ve ondaki Rabbânî maksadlara ait mesâili ve o muhâtabın bütün hakàik-ı İslâmiye’yi taşıyan en yüksek ve en geniş olan îmânını beyân ve izâh eden.. ve koca kâinâtı bir harita, bir saat, bir hâne gibi her tarafını gösterip, çevirip, onları yapan san'atkârı tavrıyla ifâde ve ta'lim eden Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın, elbette mislini getirmek mümkün değildir ve derece-i i'câzına yetişilmez.

Hem, Kur'ân’ı tefsir eden ve bir kısmı otuz-kırk, hattâ yetmiş cild olarak birer tefsir yazan yüksek zekâlı müdakkik binler mütefennin ulemânın, senedleri ve delilleriyle beyân ettikleri Kur'ân’daki hadsiz meziyetleri ve nükteleri ve hâsiyetleri ve sırları ve àlî mânâları ve umûr-u gaybiyenin her nev'inden kesretli gaybî ihbarları izhâr ve isbât etmeleri ve bilhassa Risale-i Nur’un yüz otuz kitabı, herbiri, Kur'ân’ın bir meziyetini, bir nüktesini kat'î bürhânlarla isbât etmesi ve bilhassa Mu'cizât-ı Kur'âniye Risalesi, şimendifer ve tayyare gibi medeniyetin hàrikalarından çok şeyleri Kur'ân’dan istihrâc eden Yirminci Söz’ün İkinci Makamı ve Risale-i Nur’a ve elektriğe işâret eden âyetlerin işârâtını bildiren İşârât-ı Kur'âniye nâmındaki Birinci Şuâ ve Hurûf-u Kur'âniye, ne kadar muntazam ve esrârlı ve mânâlı olduğunu gösteren Rumûzât-ı Semâniye nâmındaki sekiz küçük risaleler ve Sûre-i Feth’in âhirki âyeti, beş vecihle ihbar-ı gaybî cihetinde mu'cizeliğini isbât eden küçücük bir risale gibi Risale-i Nur’un herbir cüz'ü, Kur'ân’ın bir hakikatini, bir nurunu izhâr etmesi; Kur'ân’ın misli olmadığına ve mu'cize ve hàrika olduğuna ve bu âlem-i şehâdette âlem-i gaybın lisânı ve bir Allâmü'l-Guyûb’un kelâmı bulunduğuna bir imzadır.

İşte altı noktada ve altı cihette ve altı makamda işâret edilen, Kur'ân’ın mezkûr meziyetleri ve hâsiyetleri içindir ki, haşmetli hâkimiyet-i nurâniyesi ve azametli saltanat-ı kudsiyesi, asırların yüzlerini ışıklandırarak zemin

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.