İkinci fıkrada der ki: “Sizin a'zâlarınız içinde en kıymetdâr göz ve kulaklarınızın mâliki kimdir? Hangi tezgâh ve dükkândan aldınız? Bu latîf kıymetdâr göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir. Sizi icâd edip terbiye eden O’dur ki, bunları size vermiştir. Öyle ise, yalnız Rab O’dur. Ma'bûd da O olabilir.”
Üçüncü fıkrada der: “Ölmüş yeri ihyâ edip yüzbinler ölmüş tâifeleri ihyâ eden kimdir? Hak’tan başka ve bütün kâinâtın Hàlık’ından başka şu işi kim yapabilir? Elbette O yapar, O ihyâ eder. Mâdem Hak’tır, hukuku zâyi' etmeyecektir. Sizi bir mahkeme-i kübrâya gönderecektir. Yeri ihyâ ettiği gibi sizi de ihyâ edecektir.”
Dördüncü fıkrada der: “ Bu azîm kâinâtı bir saray gibi, bir şehir gibi kemâl-i intizamla idare edip tedbirini gören, Allah’tan başka kim olabilir? Mâdem Allah’tan başka olamaz, koca kâinâtı bütün ecrâmıyla gayet kolay idare eden kudret, o derece kusursuz, nihâyetsizdir ki; hiçbir şerîk ve iştirâke ve muâvenet ve yardıma ihtiyacı olamaz. Koca kâinâtı idare eden, küçük mahlûkatı başka ellere bırakmaz. Demek, ister istemez “Allah” diyeceksiniz.”
İşte, birinci ve dördüncü fıkra “Allah” der, ikinci fıkra “Rab” der, üçüncü fıkra “El-Hakk” der. ﴾ فَذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّـكُمُ الْحَقُّ ﴿ ne kadar mu'cizâne düştüğünü anla. İşte, Cenâb-ı Hakk’ın azîm tasarrufâtını, kudretinin mühim mensûcâtını zikreder. Sonra da o azîm âsârın, mensûcâtın destgâhı ﴾ فَذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّـكُمُ الْحَقُّ ﴿ yani, “Hakk”, “Rab”, “Allah” isimlerini zikretmekle o tasarrufât-ı azîmenin menba'ını gösterir.
İkincinin misâllerinden:
﴿ اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّـهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَاۤ اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَۤاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ﴾
İşte bu âyet; Cenâb-ı Hakk’ın kemâl-i Kudret’ini ve Azamet-i Rubûbiyet’ini gösteren ve vahdâniyetine şehâdet eden semâvât ve arzın
