İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 402 / 765
402

Daha yüksek bir tabakanın hisse-i fehmi: “Cenâb-ı Hak ezelîdir, ebedîdir, evvel ve âhirdir. Hiçbir cihette ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef'âlinde nazîri, küfvü, şebîhi, misli, misâli, mesîli yoktur. Yalnız ef'âlinde, şuûnunda teşbihi ifâde eden mesel var: ﴾ وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى  ﴿

Bu tabakàta, ârifîn tabakası, ehl-i aşk tabakası, sıddıkîn tabakası gibi ayrı ayrı hisse sâhiblerini kıyâs edebilirsin.

İkinci Misâl: Meselâ, ﴾ مَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَٓا اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ  ﴿

Tabaka-i ûlânın şundan hisse-i fehmi şudur ki: “Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hizmetkârı veya “veledim” hitâbına mazhar olan Zeyd, izzetli zevcesini kendine küfüv bulmadığı için tatlîk etmiş. Allah’ın emriyle Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm almış. Âyet der: “Peygamber size evlâdım dese, risalet cihetiyle söyler. Şahsiyet itibariyle pederiniz değil ki, aldığı kadınlar ona münâsib düşmesin.”

İkinci tabakanın hisse-i fehmi şudur ki: Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar. Eğer o âmir, zâhir ve bâtın bir Pâdişah-ı rûhâni olsa, o vakit merhameti pederin yüz defa şefkatinden ileri gittiğinden o raiyetin efrâdı onun hakîki evlâdı gibi ona peder nazarıyla bakarlar. Peder nazarı, zevc nazarına inkılâb edemediğinden; kız nazarı da zevce nazarına kolayca değişmediğinden, efkâr-ı âmmede Peygamber (A.S.M.), mü'minlerin kızlarını alması şu sırra uygun gelmediğinden Kur'ân der: “Peygamber (A.S.M.) merhamet-i İlâhiye nazarıyla size şefkat eder, pederâne muâmele yapar. Risalet nâmına siz O’nun evlâdı gibisiniz. Fakat şahsiyet-i insaniyet itibariyle pederiniz değildir ki; sizden zevce alması münâsib düşmesin.”

Üçüncü kısım şöyle fehmeder ki: Peygamber’e (A.S.M.) intisab edip onun kemâlâtına istinâd ederek onun pederâne şefkatine i'timâd edip kusur ve hatîât etmemelisiniz, demektir. Evet çoklar var ki, büyüklerine ve mürşidlerine i'timâd edip tenbellik eder. Hattâ bazen, “Namazımız kılınmış” der. (Bir kısım Alevîler gibi.)

Dördüncü nükte: Bir kısım, şu âyetten şöyle bir işâret-i gaybiye fehmeder ki: Peygamber’in (A.S.M.) evlâd-ı zükûru, ricâl derecesinde kalmayıp, ricâl olarak nesli, bir hikmete binâen kalmayacaktır. Yalnız “ricâl” tâbirinin ifâdesiyle nisânın pederi olduğunu işâret ettiğinden, nisâ olarak nesli devam edecektir. Felillâhilhamd, Hazret-i Fâtıma’nın nesl-i

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.