Evet, o Kur'ân’a selîm bir kalb gözüyle baksan göreceksin ki; cihât-ı sittesi öyle parlıyor, öyle şeffâftır ki; hiçbir zulmet, hiçbir dalâlet, hiçbir şübhe ve rayb, hiçbir hile içine girmeye ve dâire-i ismetine duhûle fürce bulamaz. Çünkü, üstünde sikke-i i'câz.. altında bürhân ve delil.. arkasında nokta-i istinâdı, mahz-ı vahy-i Rabbânî.. önünde saâdet-i dâreyn.. sağında aklı istintak edip tasdikini te'min.. solunda vicdânı istişhâd ederek teslîmini tesbit.. içi bilbedâhe sâfî hidayet-i Rahmâniye.. üstü bilmüşâhede hàlis envâr-ı îmâniye.. meyveleri biayne'l-yakìn kemâlât-ı insaniye ile müzeyyen asfiyâ ve muhakkìkîn-i evliyâ ve sıddıkîn olan o lisân-ı gaybın sînesine kulağını yapıştırıp dinlesen derinden derine, gayet mûnis ve mukni', nihâyet ciddi ve ulvî ve bürhân ile mücehhez bir sadâ-yı semâvî işiteceksin ki, öyle bir kat'iyyetle لَااِلٰهَاِلَّاهُوَ der ve tekrar eder ki, hakkalyakìn derecesinde söylediğini, aynelyakìn gibi bir ilm-i yakìni, sana ifâde ve ifâza ediyor...
Elhâsıl: Herbirisi birer güneş olan, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile Furkàn-ı Ahkem ki:
Biri; âlem-i şehâdetin lisânı olarak bin mu'cizât içinde bütün enbiyâ ve asfiyânın taht-ı tasdiklerinde İslâmiyet ve risalet parmaklarıyla işâret ederek bütün kuvvetiyle gösterdiği bir hakikati...
Diğeri; âlem-i gaybın lisânı hükmünde, kırk vücûh-u i'câz içinde, kâinâtın bütün âyât-ı tekvîniyesinin taht-ı tasdiklerinde, hakkâniyet ve hidayet parmaklarıyla işâret edip bütün ciddiyetle gösterdiği aynı hakikati... Acaba o hakikat, güneşten daha bâhir, gündüzden daha zâhir olmaz mı?
Ey dalâlet-âlûd mütemerrid insancık! (Hâşiye) [^24] Ateşböceğinden daha sönük kafa fenerinle nasıl şu güneşlere karşı gelebilirsin? Onlardan istiğnâ edebilirsin? Üflemekle onları söndürmeye çalışırsın? Tuuuh! Tuf.. senin o münkir aklına!.. Nasıl o iki lisân-ı gayb ve şehâdet, bütün âlemlerin Rabbi ve şu kâinâtın sâhibi nâmına ve O’nun hesabına söyledikleri sözleri ve da'vâları inkâr edebilirsin? Ey bîçâre ve sinekten daha âciz, daha hakîr! Sen necisin ki, şu kâinâtın Sâhib-i Zülcelâl’ini tekzîbe yelteniyorsun?
[^24]:(Hâşiye) Bu hitâb, Kur'ân'ı kaldırmağa çalışanadır.
∗∗∗
