hakîki istikbâl için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.
Hem bil ki; her yeni gün sana, hem herkese bir yeni âlemin kapısıdır. Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümâtlı ve perîşan bir hâlde gider. Senin aleyhinde Âlem-i Misâl’de şehâdet eder. Zîra herkesin, her günde, şu âlemden bir mahsûs âlemi var. Hem o âlemin keyfiyeti o adamın kalbine ve ameline tâbidir.
Nasıl ki âyinende görünen muhteşem bir saray, âyinenin rengine bakar. Siyah ise, siyah görünür; kırmızı ise, kırmızı görünür. Hem onun keyfiyetine bakar. O âyine şişesi düzgün ise, sarayı güzel gösterir; düzgün değil ise, çirkin gösterir. En nâzik şeyleri kaba gösterdiği misillû; sen, kalbinle, aklınla, amelinle, gönlünle, kendi âleminin şeklini değiştirirsin. Ya aleyhinde, ya lehinde şehâdet ettirebilirsin.
Eğer namazı kılsan, o namazın ile, o âlemin Sâni'-i Zülcelâl’ine müteveccih olsan, birden sana bakan âlemin tenevvür eder. Âdeta namazın bir elektrik lambası ve namaza niyetin onun düğmesine dokunması gibi, o âlemin zulümâtını dağıtır. Ve o herc ü merc-i dünyeviyedeki karmakarışık, perîşaniyet içindeki tebeddülât ve harekât, hikmetli bir intizam ve mânidâr bir kitabet-i kudret olduğunu gösterir. ﴾ اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ ﴿ âyet-i pür-envârından bir nuru, senin kalbine serper. Senin o günkü âlemini, o nurun in'ikâsıyla ışıklandırır. Senin lehinde nurâniyetle şehâdet ettirir.
Sakın deme: “Benim namazım nerede.. şu hakikat-i namaz nerede!”
Zîra bir hurma çekirdeği, bir hurma ağacı gibi kendi ağacını tavsif eder. Fark yalnız icmâl ve tafsîl ile olduğu gibi; senin ve benim gibi bir âmînin –velev hissetmezse– namazı, büyük bir velînin namazı gibi, şu nurdan bir hissesi var, şu hakikatten bir sırrı vardır. –velev şuûrun taalluk etmezse– Fakat, derecâta göre inkişaf ve tenevvürü ayrı ayrıdır.
Nasıl bir hurma çekirdeğinden, tâ mükemmel bir hurma ağacına kadar ne kadar merâtib bulunur... Öyle de; namazın derecâtında da, daha fazla merâtib bulunabilir. Fakat bütün o merâtibde, o hakikat-i nurâniyenin esâsı bulunur...
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ « اَلصَّلٰوةُ عِمَادُ الدِّينِ » وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ ∗∗∗
