İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 257 / 765
257

celbettiği için, şu tarz bürûdetle, etrafındaki su gibi mâyi şeyleri incimâd ettirip ma'nen bürûdetiyle ihrâk eder. İşte zemherir, bürûdetiyle ihrâk eden bir sınıf ateştir. Öyle ise, ateşin bütün derecâtına ve umum envâ'ına câmi' olan Cehennem içinde, elbette “Zemherir” in bulunması zarûrîdir.

Üçüncüsü: Cehennem ateşinin te'sirini men'edecek ve emân verecek îmân gibi bir madde-i maneviye, İslâmiyet gibi bir zırh olduğu misillû; dünyevî ateşinin dahi te'sirini men'edecek bir madde-i maddiye vardır. Çünkü; Cenâb-ı Hak, ism-i Hakîm iktizasıyla; bu dünya dâru'l-hikmet olmak hasebiyle, esbâb perdesi altında icraat yapıyor. Öyle ise, Hazret-i İbrahim’in cismi gibi, gömleğini de ateş yakmadı ve ateşe karşı mukâvemet hâletini vermiştir. İbrahim’i yakmadığı gibi, gömleğini de yakmıyor. İşte bu işâretin remziyle ma'nen şu âyet diyor ki:

“Ey Millet-i İbrahim; İbrahimvâri olunuz. Tâ maddî ve manevî gömlekleriniz, en büyük düşmanınız olan ateşe, hem burada hem orada bir zırh olsun. Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi; Cenâb-ı Hakk’ın zeminde sizin için sakladığı ve ihzar ettiği bazı maddeler var. Onlar sizi ateşin şerrinden muhâfaza eder. Arayınız, çıkarınız, giyiniz.”

İşte beşerin mühim terakkiyâtından ve keşfiyâtındandır ki, bir maddeyi bulmuş; ateş yakmayacak ve ateşe dayanır bir gömlek giymiş. Şu âyet ise; ona mukâbil bak ne kadar ulvî, latîf ve güzel ve ebede kadar yırtılmayacak “Hanîfen Müslimen” tezgâhında dokunacak bir hulleyi gösteriyor...

Hem meselâ: ﴾ وَعَلَّمَ آدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا ﴿ “Hazret-i Âdem Aleyhisselâm’ın da'vâ-yı hilâfet-i kübrâda mu'cize-i kübrâsı, ta'lim-i Esmâ’dır.” diyor. İşte sâir enbiyânın mu'cizeleri, birer hususî hàrika-i beşeriyeye remzettiği gibi, bütün enbiyânın pederi ve dîvân-ı nübüvvetin fâtihası olan Hazret-i Âdem Aleyhisselâm’ın mu'cizesi umum kemâlât ve terakkiyât-ı beşeriyenin nihâyetlerine ve en ileri hedeflerine sarâhate yakın işâret ediyor. Cenâb-ı Hak (Celle Celâlühû), ma'nen şu âyetin lisân-ı işâretiyle diyor ki:

“Ey Benî Âdem! Sizin pederinize, melâikelere karşı hilâfet da'vâsında rüchâniyetine hüccet olarak, bütün esmâyı ta'lim ettiğimden, siz dahi, mâdem O’nun evlâdı ve vâris-i isti'dâdısınız; bütün esmâyı taallüm edip mertebe-i emânet-i kübrâda, bütün mahlûkata karşı, rüchâniyetinize liyâkatinizi göstermek gerektir. Zîra kâinât içinde bütün mahlûkat üstünde en yüksek makàmâta gitmek ve zemin gibi büyük mahlûkatlar size musahhar olmak gibi mertebe-i àliyeye size yol açıktır. Haydi ileri atılınız ve birer ismime yapışınız, çıkınız!.. Fakat sizin pederiniz, bir defa şeytana

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.