İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 191 / 765
191

ve ﴾  صُنْعَ اللّٰهِ الَّذ۪ٓي اَتْقَنَ كُلَّ شَىْءٍ ﴿ hem ﴾  اَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُ ﴿

gibi âyetler, vücûd-u eşya, ilim içinde azîm bir kudretle, hikmet içinde dakîk bir san'atla tedrîcî olduğunu gösteriyorlar. Vech-i tevfiki nedir?

Elcevab: Kur'ân’ın feyzine istinâden deriz:

Evvelâ: Münâfât yoktur. Bir kısım öyledir; ibtidâdaki icâd gibi. Bir kısmı böyledir; mislini iâde gibi...

Sâniyen: Mevcûdâtta meşhûd olan sühûlet ve sür'at ve kesret ve vüs'at içinde nihâyet intizam, gayet ittikan ve hüsn-ü san'at ve kemâl-i hilkat, şu iki kısım âyetlerin vücûd-u hakikatlerine kat'iyyen şehâdet eder. Öyle ise, şunların hàriçte tahakkukları medâr-ı bahs olması lüzumsuzdur. Belki yalnız “Sırr-ı hikmeti nedir?” denilebilir. Öyle ise, biz dahi bir kıyâs-ı temsîlî ile şu hikmete işâret ederiz.

Meselâ: Nasıl ki, terzi gibi bir san'atçı, birçok külfetler, mehâretlerle musanna' bir şeyi icâd eder ve ona bir model yapar. Sonra onun emsâlini külfetsiz çabuk yapabilir. Hattâ bazen öyle bir derece sühûlet peydâ eder ki; güyâ emreder, yapılır ve öyle kuvvetli bir intizam kesbeder; (saat gibi) güyâ bir emrin dokunmasıyla işlenir ve işler. Öyle de; Sâni'-i Hakîm ve Nakkàş-ı Alîm, şu âlem sarayını müştemilâtıyla beraber bedî' bir sûrette yaptıktan sonra cüz'î ve küllî, cüz' ve küll herşeye bir model hükmünde bir nizâm-ı kaderî ile bir mikdar-ı muayyen vermiştir.

İşte bak, o Nakkàş-ı Ezelî, herbir asrı bir model yaparak mu'cizât-ı kudreti ile murassa', taze bir âlemi ona giydiriyor. Herbir seneyi bir mikyâs ederek havârık-ı rahmetiyle musanna', taze bir kâinâtı o kàmete göre dikiyor. Herbir günü bir satır yaparak dekàik-ı hikmetiyle müzeyyen, mücedded mevcûdâtı onda yazıyor.

Hem o Kadîr-i Mutlak, herbir asrı, herbir seneyi, herbir günü bir model yaptığı gibi, rû-yi zemini, herbir dağ ve sahrâyı, bağ ve bostanı, herbir ağacı birer model yapmıştır. Vakit be-vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor. Birer âlemi alıp da diğer muntazam bir âlemi getiriyor. Mevsim be-mevsim her bağ ve bostanda taze-taze mu'cizât-ı kudretini ve hedâyâ-yı rahmetini gösterir. Yeni birer kitab-ı hikmet-nümâ yazıyor. Taze-taze birer matbaha-i rahmetini kuruyor. Mücedded bir hulle-i san'at-nümâ giydiriyor. Her baharda, herbir ağaca sündüs-misâl taze bir çarşaf giydiriyor. Lü'lü-misâl yeni bir murassaâtla süslendiriyor. Yıldız-misâl rahmet hediyeleriyle ellerini dolduruyor.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.