İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 164 / 765
164

Hem deme: “Ben de herkes gibiyim.” Çünkü; herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musîbette beraber olmak demek olan tesellî ise, kabrin öbür tarafında pek esâssızdır.

Hem kendini başıboş zannetme! Zîra, şu misâfirhâne-i dünyada, nazar-ı hikmetle baksan hiçbir şeyi nizâmsız, gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizâmsız, gayesiz kalabilirsin? Zelzele gibi vâkıalar olan şu hâdisât-ı kevniye tesâdüf oyuncağı değiller.

Meselâ: Zemine nebâtât ve hayvanat envâ'ından giydirilen birbiri üstünde, birbiri içinde, gayet muntazam ve gayet münakkaş gömlekler, baştan aşağıya kadar gayelerle, hikmetlerle müzeyyen, mücehhez olduklarını gördüğün ve gayet àlî gayeler içinde, kemâl-i intizam ile meczûb Mevlevî gibi devredip döndürmesini bildiğin hâlde, nasıl oluyor ki, küre-i arzın; Benî Âdem’den, bâhusus ehl-i îmândan beğenmediği bir kısım etvâr-ı gafletin sıklet-i maneviyesinden, omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi (Hâşiye) [^1] mevt-âlûd hâdisât-ı hayatiyesini –bir mülhidin neşrettiği gibi– gayesiz, tesâdüfî zannederek bütün musîbet-zedelerin elîm zâyiâtını bedelsiz hebâen-mensûr gösterip müdhiş bir ye'se atarlar. Hem büyük bir hatâ, hem büyük bir zulüm ederler.

[^1]:(Hâşiye) İzmir'in zelzelesi münâsebetiyle yazılmıştır.

Belki öyle hâdiseler bir Hakîm-i Rahîm’in emriyle, ehl-i îmânın fânî malını, sadaka hükmüne çevirip ibkà etmektir. Ve küfran-ı ni'metten gelen günahlara keffârettir.

Nasıl ki bir gün gelecek, şu musahhar zemin; yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur. Hàlık’ın emriyle, büyük bir zelzele ile bütün yüzünü siler, temizler. Allah’ın emriyle, ehl-i şirki Cehenneme döker. Ehl-i şükre: “Haydi, Cennet’e buyurun.” der. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.