İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 584 / 656
584

Risale-i Nur Nedir ? Ve Hakikatler Müvâcehesinde Risale-i Nur Ve Tercümânı Ne Mâhiyettedirler ? Diye Bir Takriznâmedir

RİSALE-İ NUR NEDİR ? VE HAKİKATLER

MÜVÂCEHESİNDE RİSALE-İ NUR VE TERCÜMÂNI NE

MÂHİYETTEDİRLER ? DİYE BİR TAKRİZNÂMEDİR

Her asır başında hadîsçe geleceği tebşîr edilen dinin yüksek hàdimleri; emr-i dinde mübtedi' değil, müttebi'dirler. Yani, kendilerinden ve yeniden bir şey ihdâs etmezler, yeni ahkâm getirmezler. Esâsât ve ahkâm-ı diniyeye ve sünen-i Muhammediyeye (A.S.M.) harfiyen ittibâ' yoluyla dini takvîm ve tahkîm ve dinin hakikat ve asliyetini izhâr ve ona karıştırılmak istenilen ebâtılı ref' ve ibtal ve dine vâki tecâvüzleri red ve imha ve evâmir-i Rabbâniyeyi ikame ve ahkâm-ı İlâhiyenin şerâfet ve ulviyetini izhâr ve ilân ederler. Ancak tavr-ı esâsîyi bozmadan ve rûh-u aslîyi rencîde etmeden yeni izâh tarzlarıyla, zamanın fehmine uygun yeni iknâ usûlleriyle ve yeni tevcîhat ve tafsilât ile îfâ-i vazife ederler.

Bu memurîn-i Rabbâniye, fiiliyâtlarıyla ve amelleriyle de memuriyetlerinin musaddıkı olurlar. Salâbet-i îmâniyelerinin ve ihlâslarının âyinedârlığını bizzat îfâ ederler. Mertebe-i îmânlarını fiilen izhâr ederler. Ve ahlâk-ı Muhammediyenin (A.S.M.) tam âmili ve mişvâr-ı Ahmediye’nin (A.S.M.) ve hilye-i Nebeviyenin (A.S.M.) hakîki lâbisi olduklarını gösterirler. Hülâsa: Amel ve ahlâk bakımından ve sünnet-i nebeviyeye (A.S.M.) ittibâ' ve temessük cihetinden Ümmet-i Muhammed’e (A.S.M.) tam bir hüsn-ü misâl olurlar ve nümûne-i iktidâ teşkil ederler. Bunların, Kitabullâh’ın tefsiri ve ahkâm-ı diniyenin izâhı ve zamanın fehmine ve mertebe-i ilmine göre tarz-ı tevcîhi sadedinde yazdıkları eserler kendi tilka-yı nefislerinin ve karîha-i ulviyelerinin mahsulü değildir, kendi zekâ ve irfanlarının neticesi değildir. Bunlar, doğrudan doğruya menba'-ı vahy olan Zât-ı Pâk-i Risaletin (A.S.M.) manevî ilhâm ve telkinâtıdır. Celcelûtiye ve Mesnevî-i Şerîf ve Fütûhu'l-Gayb ve emsâli âsâr hep bu nev'idendir. Bu âsâr-ı kudsiyeye o zevât-ı àlîşân ancak tercümân hükmündedirler. Bu zevât-ı mukaddesenin, o âsâr-ı bergüzîdenin tanziminde ve tarz-ı beyânında, bir hisseleri vardır; yani bu zevât-ı kudsiye, o mânânın mazharı, mir'âtı ve ma'kesi hükmündedirler.

Risale-i Nur ve Tercümânına Gelince: Bu eser-i àlîşânda şimdiye kadar emsâline rastlanmamış bir feyz-i ulvî ve bir kemâl-i nâmütenâhî mevcûd olduğundan ve hiçbir eserin nâil olmadığı bir şekilde meş'ale-i İlâhiye ve şems-i hidayet ve neyyir-i saâdet olan Hazret-i Kur'ânın füyûzâ­tına vâris olduğu meşhûd olduğundan; onun esâsı nur-u mahz-ı Kur'ân olduğu ve evliyâullâhın âsârından ziyâde feyz-i envâr-ı Muhammedîyi (A.S.M.) hâmil bulunduğu ve Zât-ı Pâk-i Risaletin ondaki hisse ve alâkası ve tasarruf-u kudsîsi evliyâullâhın âsârından ziyâde olduğu ve onun mazharı ve tercümânı olan manevî zâtın mazhariyeti ve kemâlâtı ise o nisbette àlî ve emsâlsiz olduğu güneş gibi âşikâr bir hakikattir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.