İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 296 / 656
296

ümîdvârız ki, başka şekilde o kahramanların vazifelerini görecek, ümîd ettiğimizden ciddi şâkirdler, çıkarlar, görürler. Zâten o üç mübârek merhum zâtlar, az bir zamanda, yüz senelik vazife-i îmâniyeyi gördüler. Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, onların yazdıkları ve neşrettikleri ve okudukları hurûf-u Nuriye adedince onlara rahmetler eylesin. Âmîn!

Benim tarafımdan o Hâfız Mehmed’in akrabasını ve mübârek köyünü tâziye ediniz. Ben de, onu Hâfız Ali ve Mehmed Zühtü’ye arkadaş edip, üstadlarımın aktâb kısmının isimleri içinde o üçünün isimlerini dâhil edip, Hâfız Âkif’i dahi Âsım ve Lütfi’ye arkadaş ettim. ∗∗∗

► (72) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

اَلْخَيْرُ فِيمَا اخْتَارَهُ اللّٰهُ sırrıyla, bu mes'elemizin te'hiri hayırdır. Çünkü bütün mekteblerde ve dâirelerde ve halkta, o ölmüş dehşetli adamın muhabbeti telkin ediliyor. Bu hâl ise, Âlem-i İslâma ve istikbâle pek elîm ve acı bir te'siri olacaktı. Şimdi ihtiyarımızın haricinde onun mâhiyeti ne olduğunu, en başta ve en ziyâde alâkadar ve en son ondan vazgeçecek adamların ellerine kat'î hüccetler gösteren ve isbât eden Risale-i Nur geçmesi, kemâl-i merak ve dikkatle okunması öyle bir hâdisedir ki; bizler gibi binler adam hapse girse, hattâ i'dâm olsalar, Din-i İslâm cihetiyle yine ucuzdur. Hiç olmazsa küfr-ü mutlaktan ve irtidattan en mütemerridleri bir derece kurtarır, meşkûk bir küfre çıkarır, mağrûrâne ve cür'etkârâne tecâvüzlerini ta'dil eder. Mahkemede son söz olarak yüzlerine söylediğim bu cümle: “Milyonlar kahraman başlar fedâ oldukları bir kudsî hakikate, başımız dahi fedâ olsun.” ile, bizim nihâyete kadar sebat edeceğimizi da'vâ etmişiz. Bu da'vâdan vazgeçilmez. İçinizde vazgeçecek yok ümîd ediyorum. Mâdem şimdiye kadar sabrettiniz, “Daha kısmetimiz ve vazifemiz bitmedi” diye tahammül ve sabrediniz. Her hâlde Meyve’deki kat'î hüccetler ile kàbil-i inkâr olmayan i'dâm-ı ebedî ve nihâyetsiz haps-i münferid mesleğini müdafaa etmek için Risale-i Nura karşı anûdâne hareket edilmeyecek, belki musâlaha veya mütâreke çaresi aranılacak.

اَلصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ وَالسُّرُورِ ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.