İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 69 / 656
69

Üçüncü Bürhân

Üçüncü Bürhân’ın üç nüktesi var.

#### Birinci Nükte

Birinci Nükte: Otuzikinci Sözün Üçüncü Mevkıfında gayet güzel bir tafsîl ve kuvvetli hüccetlerle beyân edilen bir hakikattir. Tafsîlini ona havâle ederek burada kısa bir işâretle ona bakacağız; şöyle ki:

Bu masnûâta, hususan hayvanat ve nebâtâta bakıyoruz, görüyoruz ki: Kasd ve irâdeyi gösteren ve ilim ve hikmeti bildiren dâimî bir tezyîn, bir süslemek ve tesâdüfe hamli imkânsız bir tanzim, bir güzelleştirmek hükmediyor. Hem kendi san'atını beğendirmek ve nazar-ı dikkati celbetmek ve masnû'unu ve seyircilerini memnun etmek için herşeyde öyle bir nâzik san'at ve ince hikmet ve àlî zînet ve şefkatli bir tertib ve tatlı vaziyet görünüyor; bedâhet derecesinde anlaşılır ki, kendini zîşuûrlara bildirmek ve tanıttırmak isteyen perde-i gayb arkasında öyle bir san'atkâr var ki, herbir san'atıyla çok hünerlerini ve kemâlâtını teşhîr ile kendini sevdirmek ve medh ü senâsını ettirmek ister. Hem zîşuûr mahlûkları minnetdâr ve mesrûr ve kendine dost etmek için tesâdüfe havâlesi imkân haricinde ve umulmadığı yerden lezîz ni'metlerin her çeşidini onlara ihsân ediyor. Hem derin bir şefkati ve yüksek bir merhameti ihsâs eden manevî ve kerîmâne bir muâmele, bir muârefe ve lisân-ı hâl ile ve dostâne bir mükâleme ve duâlarına rahîmâne bir mukàbele görünüyor. Demek bu güneş gibi zâhir olan tanıttırmak ve sevdirmek keyfiyeti arkasında müşâhede edilen lezzetlendirmek ve ni'metlendirmek ikramı ise, gayet esâslı bir irâde-i şefkat ve gayet kuvvetli bir arzu-yu merhametten ileri geliyor. Ve böyle kuvvetli bir irâde-i şefkat ve rahmet ise, hiçbir cihette ihtiyacı olmayan bir Müstağnî-i Mutlakta bulunması elbette ve her hâlde kendini âyinelerde görmek ve göstermek isteyen ve tezâhür etmek, mâhiyetinin muktezâsı ve tebârüz etmek, hakikatinin şe'ni bulunan nihâyet kemâlde bir cemâl-i bîmisâl ve ezelî bir hüsn-ü lâyezâli ve sermedî bir güzellik vardır ki; o cemâl kendini muhtelif âyinelerde görmek ve göstermek için merhamet ve şefkat sûretine girmiş, sonra zîşuûr âyinelerinde in'âm ve ihsân vaziyetini almış, sonra tahabbüb ve taarrüf –yani kendini tanıttırmak ve bildirmek– keyfiyetini takmış, sonra masnûâtı zînetlendirmek, güzelleştirmek ışığını vermiş.

#### İkinci Nükte

İkinci Nükte: Nev'-i insanda, hususan yüksek tabakasında, meslekleri ayrı ayrı hadsiz zâtlarda, gayet esâslı bir sûrette bulunan şedîd bir aşk-ı Lâhutî ve kuvvetli bir muhabbet-i Rabbâniye, bilbedâhe misilsiz bir cemâle işâret belki şehâdet eder. Evet böyle bir aşk öyle bir cemâle bakar, iktiza eder ve öyle bir muhabbet böyle bir hüsn ister. Belki bütün mevcûdâtta lisân-ı hâl ve lisân-ı kàl ile edilen umum hamd ve senâlar, o ezelî hüsne bakıyor, gidiyor. Belki Şems-i Tebrizî gibi bir kısım âşıkların nazarında bütün kâinâtta bulunan umum incizablar, cezbeler, câzibeler,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.