cümleleri, Risaletü'n-Nur ismine tevâfukla beraber, bu mezkûr iki âyet gibi bir kısmı Risaletü'n-Nur te'lifinin tarihini de gösterir. Aynen öyle de; yedi aded sûrelerin başlarında yedi defa ﴾ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ ﴿ cümle-i kudsiyesi makam-ı cifrîsi olan bin üçyüz onaltı veya yedi ederek aynen tam tamına o bin üçyüz onaltı tarihine tevâfukla işâret ettiği gibi ﴾ طٰسٓ تِلْكَ اٰيَاتُ الْقُرْاٰنِ ﴿ âyeti dahi aynen bin üçyüz onaltı ederek o bin üçyüz onaltı tarihine tevâfukla işâret eder. Güyâ nasıl ki asr-ı saâdette Kur'ândaki îmân hakikatlerine alâmetler, deliller ve o Kitab-ı Mübînin da'vâlarına bürhânları ve hüccetleri gözlere de göstermek mânâsında tekrar ile
﴿ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ ﴾ ﴿ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ ﴾ ﴿ تِلْكَ اٰيَاتُ الْقُرْاٰنِ ﴾
fermânlarıyla Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân ilânat yapıyor. Öyle de, bu dehşetli asırda dahi bir mânâ-yı işârîsiyle o âyât-ı Furkàniye’nin bürhânları ve hakkâniyetinin alâmetleri ve hakikatlerinin hüccetleri ve Hak Kelâmullâh olduğuna delilleri olan Resâili'n-Nura mânâ-yı işârîsiyle alâmet ve bürhân ve emâre ve delil mânâsıyla âyâtın âyetleri diye tekrar ile ﴾ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ ﴿ fermân ederek nazar-ı dikkati Kur'ân hesabına bu asra ve bu asırdaki Resâili'n-Nura çeviriyor i'tikàd ediyorum.
Evet herbir cihet ile ayn-ı şuûr olan Âyât-ı Kur'âniyenin böyle yirmi vecihle ve yirmi parmakla aynı şeye müttefikan işâretleri tasrîh derecesinde bana kanâat veriyor. Benim kanâatime iştirâk etmeyen bu ittifaka ne diyecek? Ve ne diyebilir? Hangi kuvvet bu ittifakı bozar? Resâili'n-Nur bu asra gelen İşârât-ı Kur'âniyeye hususî bir medâr-ı nazar olduğuna kimin şübhesi varsa Kur'ânın kırk vecihle mu'cizesini isbât eden Mu'cizât-ı Kur'âniye nâmındaki Yirmibeşinci Söz ve Yirminci Söz’ün ikinci makamına ve haşre dair Onuncu Söz ve Yirmidokuzuncu Sözlere baksın, şübhesi izâle olmazsa gelsin parmağını gözüme soksun.
Yirmi İkinci Âyet veya Âyetler
YİRMİİKİNCİ ÂYET VE ÂYETLER:
Hem Yûnus, hem Yûsuf, hem Ra'd, hem Hicr, hem Şuarâ, hem Kasas, hem Lokman Sûrelerinin başlarında bulunan ﴾ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ ﴿ ilân-ı kudsîsidir. Yirmibirinci âyetin hâtimesinde bunun münâsebet-i maneviyesi bir derece beyân edilmiş. Cifrîsi ise, bu âyette üç ت bin ikiyüz eder ve iki ك , iki ل , yüz eder; yekûnu bin üçyüz. Bir ى , bir ب dört veya beş ا , mecmûu bin üçyüz onaltı veya onyedi ederek Resâili'n-Nur müellifi bir inkılâb-ı fikrî ile ulûm-u mütenevviayı Kur'ânın hakàikına
