İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 135 / 656
135

kıymetdâr ve gayet çabuk ve kolaylıkla beraber gayet san'atlı olan bu meyveler, bu çiçekler, bu ağaçlar ve hayvancıklar muntazaman meydâna çıkıyorlar ve vazife başına geçiyorlar ve tesbihâtlarını yapıp, bitirip, tohumlarını yerlerinde tevkîl ederek gidiyorlar.

#### İkinci Sır

İkinci Sır: Nasıl ki nurâniyet ve şeffâfiyet ve itâat sırrıyla ve kudret-i zâtiyenin bir cilvesiyle bir tek güneş, bir tek âyineye ziyâlı aks verdiği gibi; hadsiz âyinelere ve parlak şeylere ve katrelere o kayıtsız kudretinin geniş fa'âliyetinden ziyâlı ve harâretli olan ayn-ı aksini emr-i İlâhî ile kolayca verebilir. Az ve çok birdir, farkı yoktur.

Hem bir tek kelime söylense, nihâyetsiz hallâkıyetin nihâyetsiz vüs'atinden, o bir tek kelime bir tek adamın kulağına zahmetsiz girdiği gibi, bir milyon kulakların kafalarına da İzn-i Rabbânî ile zahmetsiz girer. Binlerle dinleyen ile bir tek dinleyen müsâvîdir, fark etmez.

Hem göz gibi bir tek nur veya Cebrâil gibi nurânî bir tek rûhâni; tecellî-i rahmet içinde olan fa'âliyet-i Rabbâniyenin kemâl-i vüs'atinden bir tek yere sühûletle baktığı ve gittiği ve bir tek yerde sühûletle bulunduğu gibi, binler yerlerde de, kudret-i İlâhiye ile sühûletle bulunur, bakar, girer.. az, çok farkı yoktur.

Aynen öyle de: Kudret-i Zâtiye-i Ezeliye, en latîf, en hàs bir nur ve bütün nurların nuru olduğundan ve eşyanın mâhiyetleri ve hakikatleri ve melekûtiyet vecihleri şeffâf âyine gibi parlak olduğundan ve zerrâttan ve nebâtâttan ve zîhayattan tâ yıldızlara ve güneşlere ve aylara kadar herşey, o kudret-i zâtiyenin hükmüne gayet derecede itâatli, inkıyadlı ve o kudret-i ezelînin emirlerine nihâyet derece mutî' ve musahhar bulunduğundan, elbette hadsiz eşyayı bir tek şey gibi icâd eder ve yanlarında bulunur. Bir iş bir işe mâni olmaz. Büyük ve küçük, çok ve az, cüz'î ve küllî birdir. Hiçbiri Ona ağır gelmez.

Hem nasıl ki, Onuncu ve Yirmidokuzuncu Sözlerde denildiği gibi intizam ve muvâzene ve hükme itâat ve emirleri imtisal sırlarıyla, yüz hâne kadar bir büyük sefîneyi bir çocuğun parmağıyla oyuncağını çevirdiği gibi döndürür, gezdirir.

Hem bir âmir, bir arş emriyle bir tek neferi hücum ettirdiği gibi, muntazam ve mutî' bir orduyu dahi, o tek emriyle hücuma sevkeder.

Hem pek büyük bir hassas mîzanın iki gözünde, iki dağ muvâzene vaziyetinde bulunsalar, iki kefesinde iki yumurta bulunan diğer mîzanın, bir tek ceviz, bir kefesini yukarıya kaldırması, birini aşağı indirmesi gibi; o tek ceviz, bir kanun-u hikmetle öteki büyük mîzanın bir gözünü dağ ile beraber dağın başına ve öbür dağı, derelerin dibine indirebilir.

Aynen öyle de: Kayıtsız, nihâyetsiz, nurânî, zâtî, sermedî olan kudret-i Rabbâniyede ve beraberinde bütün intizamâtın ve nizâmların ve

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.