İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 166 / 656
166

İkinci Meselenin Hülâsası

İkinci Mes'elenin Hülâsası

Risale-i Nurdan Gençlik Rehberi’nin güzelce izâh ettiği gibi, ölüm o kadar kat'î ve zâhirdir ki; bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek. Bu hapishâne nasıl ki mütemâdiyen çıkanlar ve girenler için muvakkat bir misâfirhânedir; öyle de, bu zemin yüzü dahi, acele hareket eden kafilelerin yollarında bir gecelik konmak ve göçmek için bir handır. Herbir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyâde bir istediği var. İşte bu dehşetli hakikatin muammâsını Risale-i Nur hall ve keşfetmiş. Bir kısacık hülâsası şudur:

Mâdem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor; elbette bu ecel cellâdının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve herşeyin fevkınde bir endişesi, bir mes'elesidir. Evet çaresi var ve Risale-i Nur, Kur'ânın sırrıyla o çareyi “iki kere iki dört eder” derecesinde kat'î isbât etmiş. Kısacık hülâsası şudur ki:

Ölüm ya i'dâm-ı ebedîdir; hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akàribini asacak bir darağacıdır. Veyâhut başka bir bâkî âleme gitmek ve îmân vesikasıyla saâdet sarayına girmek için bir terhis tezkeresidir. Ve kabir ise, ya karanlıklı bir haps-i münferid ve dipsiz bir kuyudur. Veyâhut bu zindân-ı dünyadan bâkî ve nurânî bir ziyâfetgâh ve bağistana açılan bir kapıdır. Bu hakikati Gençlik Rehberi bir temsîl ile isbât etmiş.

Meselâ; bu hapsin bahçesinde asmak için darağaçları konulmuş ve onların dayandıkları duvarın arkasında gayet büyük ve umum dünya iştirâk etmiş bir piyango dâiresi kurulmuş. Biz bu hapisteki beşyüz kişi, her hâlde hiç müstesnâsı yok ve kurtulmak mümkün değil, bizi birer birer o meydâna çağıracaklar: Ya “Gel i'dâm ilânını al, darağacına çık!” veya “Dâimî haps-i münferid pusulasını tut, bu açık kapıya gir!” veyâhut “Sana müjde!. Milyonlar altın bileti sana çıkmış, gel al!” diye her tarafta ilânatlar yapılıyor. Biz de gözümüzle görüyoruz ki, birbiri arkasında o darağaçlarına çıkıyorlar. Bir kısmın asıldıklarını müşâhede ediyoruz. Bir kısmı da, darağaçlarını basamak yapıp o duvarın arkasındaki piyango dâiresine girdiklerini; orada büyük ve ciddi memurların kat'î haberleri ile görür gibi bildiğimiz bir sırada, bu hapishânemize iki hey'et girdi.

Bir kafile ellerinde çalgılar, şarablar, zâhirde gayet tatlı helvalar, baklavalar var. Bizlere yedirmeğe çalıştılar. Fakat o tatlılar zehirlidir. İnsî şeytanlar içine zehir atmışlar.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.