— “Beni affediniz! Sizin beni tahkîr için bu hareketi yaptığınızı zannediyordum. Hakkınızda kanunî muâmele yaptım. Fakat şimdi anlıyorum ki, siz bu hareketinizi îmânınızdan alıyorsunuz ve mukaddesâtın emirlerini îfâ ediyorsunuz. Hükmünüz ibtal edilmiş, dinî salâhatinizden (sâlihliğinizden) dolayı şâyân-ı takdirsiniz; sizi rahatsız ettim; tekrar tekrar ricâ ediyorum beni affediniz.”
Bütün Müslümanlar için şâyân-ı misâl olan bu salâbet-i diniye ve yüksek seciyeyi, arkadaşlarından bir yüzbaşı, müşâhedesine müsteniden anlatıyordu. Bunu duydukça, ihtiyarsız olarak gözlerim yaşla doldu.
Abdurrahîm
Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri hâlde, hem çok merak-âver.. hem çok ibret, hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.
Husrev ∗∗∗
► (93) ◄
Kardeşlerim!
Hem benim iştahım kesildiği, hem hediye bana dokunduğu için benim hisseme düşen üç parça yağ ve bir sepet üzüm ve bir kese elma ve iki paket çay ve şekeri size gönderdim. Ben sizlere teberrük verecektim. Fakat sordum, sizinki de var. Hem ben onların fiatıyla yoğurt, yumurta, ekmek gibi şeyleri alacağım, tâ Medresetü'z-Zehrâ benden gücenmesin, “Teberrükümü yemedi.” Hem muhtaca, hem bir parça ucuz, hem lâyıklara satınız ki; iki cihetle Medresetü'z-Zehrâ ve şûbelerinin hediyeleri tam mübârek, hem bana, hem alanlara ilâçlı bir teberrük olsun. Husrev nezâretçi ve Ceylan, Hıfzı satıcı olsun.
Said Nursî ∗∗∗
► (94) ◄
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Hakkımda gazete münâsebetiyle şimdi ihtar edildi ki: Rusun cebbâr bir kumandanı, gösterdiğin izzet-i îmâniye karşısında hiddetini bırakıp tarziye verdiği hâlde.. Risale-i Nurun gayet kuvvetli, şahsımın yüz derece fevkınde hàlisâne salâbet-i îmâniye derslerini gören resmî memurlar kalben insafa gelmezler ve inâdında devam etseler; elbette Cehennemden başka hiçbir ceza onları temizlemez. Muvakkat bir ömürde bu azîm hatânın cezası yerleşmez. Çünkü, bir yağ bozulsa, daha yenilmez. Süt, yoğurt gibi değil. İnşâallâh Nurlar onların çoğunu bozulmadan kurtarmış.
Sâniyen: Mehmed Feyzi, Bedriye’ye yazsın ki; ben onun mektûbunda bulunan bütünleri duâma dâhil ediyorum, onlar da bana duâ etsinler.
Said Nursî ∗∗∗
