Âyet-i Celilenin Bir Nüktesi
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
﴿ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّ لَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ ﴾
[ Âyet-i celîlesinin bir nüktesi.]
Azîz Nur kumandanı ve Kur'ânın hàdimi kardeşim Re'fet bey!
Yahudî milleti hubb-u hayat ve dünya-perestlikte ifrat ettikleri için her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeğe müstehak olmuşlar. Fakat bu Filistin mes'elesinde; hubb-u hayat ve dünya-perestlik hissi değil, belki enbiyâ-i Benî-İsrailiye’nin mezaristanı olan Filistin, o eski Peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından çabuk tokat yemiyorlar. Yoksa koca Arabistan’da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti.
Said Nursî ∗∗∗
► (67) ◄
SUÂL: Küre-i Arzın kürevî olduğuna dair bir âyet var mı ve hangi sûrededir? Müstevî veya kürevî olduğundan tereddüdüm vardır. Her hükûmetin bulunduğu arâzi deniz ortasındadır. Bu denizlerin etrafını muhâfazakâr neler var? Lütfen beyânını ricâ eder, ellerinizden öperim.
Emirdağlı Ali Hoca
Risale-i Nur bu çeşit mesâili halletmiş. Küreviyet-i arz ulemâ-i İslâmca kabûl edilmiş, dine muhâlefeti yok. Âyetteki satıh demesi kürevî olmadığına delâlet etmiyor. Müçtehidlerce, “istikbâl-i kıble” namazda şart olması ve şart ise bütün erkânda bulunması sırrıyla, secde ve rükûda istikbâl-i kıble lâzım geliyor. Bu ise, yerin, zeminin küreviyeti ile ve şer'an kıble Kâbe-i Mükerreme’nin üstü –tâ arşa kadar– ve altı –ferşe kadar– bir amûd-u nurânî olması, küreviyetle –istikbâl-i erkânda– bulunabilir.
Said Nursî ∗∗∗
