İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 207 / 656
207

Onuncu Mesele

Onuncu Mes'ele

(EMİRDAĞ ÇİÇEĞİ)

Kur'ânda olan tekrârâta gelen i'tirâzlara karşı gayet kuvvetli bir cevaptır.

Azîz sıddık kardeşlerim!

Gerçi bu mes'ele, perîşan vaziyetimden müşevveş ve letâfetsiz olmuş. Fakat o müşevveş ibare altında çok kıymetli bir nev'-i i'câzı kat'î bildim. Maatteessüf ifâdeye muktedir olamadım. Her ne kadar ibaresi sönük olsa da, Kur'âna ait olmak cihetiyle hem ibâdet-i tefekküriye, hem kudsî, yüksek, parlak bir cevherin sadefidir. Yırtık libâsına değil, elindeki elmasa bakılsın. Eğer münâsib ise, “Onuncu Mes'ele” yapınız; değilse, sizin tebrik mektûblarınıza mukâbil bir mektûb kabûl ediniz. Hem bunu gayet hasta ve perîşan ve gıdâsız, bir-iki gün ramazanda mecburiyetle gayet mücmel ve kısa ve bir cümlede pek çok hakikatleri ve müteaddid hüccetleri dercederek yazdım. Kusura bakılmasın. (Hâşiye) [^4]

[^4]:(Hâşiye) Denizli hapsinin meyvesine Onuncu Mes'ele olarak Emirdağı'nın ve bu Ramazan-ı Şerîfin nurlu bir küçük çiçeğidir. Tekrârât-ı Kur'âniyenin bir hikmetini beyânla ehl-i dalâletin ufûnetli ve zehirli evhâmlarını izâle eder.

Azîz, sıddık kardeşlerim!

Ramazan-ı Şerîf’te Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ı okurken Risalei'n-Nura işâretleri Birinci Şuâ’da beyân olunan otuzüç âyetten hangisi gelse bakıyorum ki, o âyetin sahifesi ve yaprağı ve kıssası dahi Risalei'n-Nura ve şâkirdlerine kıssadan hisse almak noktasında bir derece bakıyor. Hususan Sûre-i Nur’dan âyetü'n-nur, on parmakla Risalei'n-Nura baktığı gibi, arkasındaki âyet-i zulümât dahi muârızlarına tam bakıyor ve ziyâde hisse veriyor. Âdeta o makam, cüz'iyetten çıkıp külliyet kesbeder. Ve bu asırda o küllînin tam bir ferdi Risalei'n-Nur ve şâkirdleridir diye hissettim.

Evet, Kur'ânın hitâbı, evvelâ Mütekellim-i Ezelînin rubûbiyet-i âmme­sinin geniş makamından.. hem nev'-i beşer, belki kâinât nâmına muhâtab olan Zâtın geniş makamından.. hem umum nev'-i beşer ve Benî Âdemin bütün asırlarda irşadlarının gayet vüs'atli makamından.. hem dünya ve âhiretin, arz ve semâvâtın, ezel ve ebedin ve Hàlık-ı Kâinâtın rubûbiyetine ve bütün mahlûkatın tedbirine dair kavânîn-i İlâhiyenin gayet yüksek ve ihâtalı beyânâtının geniş makamından.. aldığı vüs'at ve ulviyet ve ihâta cihetiyle o hitâb, öyle bir yüksek i'câz ve şümûl gösterir ki; ders-i Kur'ânın muhâtablarından en kesretli tâife olan tabaka-i avâmın basit fehimlerini okşayan zâhirî ve basit mertebesi dahi, en ulvî tabakayı da tam hissedar eder. Güyâ kıssadan yalnız bir hisse ve bir hikâye-i tarihiyeden bir ibret değil,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.