İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 136 / 656
136

muvâzenelerin menşe'i, menba'ı, medârı, masdarı olan nihâyetsiz bir hikmet ve gayet hassas bir adâlet-i İlâhiye bulunduğundan ve cüz'î ve küllî ve büyük ve küçük herşey ve bütün eşya, o kudretin hükmüne musahhar ve tasarrufuna münkàd olduğundan, elbette zerreleri kolayca tedvîr ve tahrîk ettiği gibi, yıldızları dahi nizâm-ı hikmet sırrıyla kolayca döndürür, çevirir. Ve baharda, bir emir ile sühûletle bir sineği ihyâ ettiği gibi; bütün sineklerin tâifelerini ve bütün nebâtâtı ve hayvancıkların ordularını, kudretindeki hikmet ve mîzanın sırrıyla, aynı emirle, aynı kolaylıkla diriltip meydân-ı hayata sevk eder. Ve bir ağacı baharda çabuk diriltmek ve kemiklerine hayat vermek gibi, o hikmetli, adâletli kudret-i mutlaka ile koca arzı ve zemin cenazesini, baharda o ağaç gibi kolayca ihyâ edip yüzbin çeşit haşirlerin misâllerini icâd eder. Ve bir emr-i tekvînî ile arzı dirilttiği gibi, ﴾ إِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَم۪يعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ ﴿ fermânıyla yani: “Bütün ins ve cin, bir tek sayha ve emr ile yanımızda meydân-ı haşre hazır olurlar.

Hem ﴾ وَمَٓا أَمْرُ السَّاعَةِ إِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ اَوْ هُوَ أَقْرَبُ ﴿ fermân etmesiyle, yani: “Kıyâmet ve haşrin işi ve yapılması gözünü kapayıp, hemen açmak kadardır; belki daha yakındır.” der.

Hem ﴾ مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ ﴿ âyetiyle, yani: “Ey insanlar! Sizin icâd ve ihyânız ve haşir ve neşriniz, bir tek nefsin ihyâsı gibi kolaydır. Kudretime ağır gelmez” meâlinde bulunan şu üç âyetin sırrıyla, aynı emir ile, aynı kolaylıkla bütün ins ve cinleri ve hayvanî ve rûhâni ve melekleri haşr-i ekberin meydânına ve mîzan-ı a'zamın önüne getirir. Bir iş bir işe mâni olmaz.

Üçüncü ve dördüncüden tâ onüçüncü sırra kadar, arzuma muhâlif olarak başka vakte ta'lik edildi.

Dördüncü Hakikat (Mevcûdâtın vücûdları ve zuhûrları, beraberlik ve birbiri içinde birlik ve birbirine benzemeklikleri) {28}

Dördüncü Hakikat: Mevcûdâtın vücûdları ve zuhûrları, beraberlik ve birbiri içinde birlik ve birbirine benzemeklik ve birbirinin misâl-i musağğarı ve nümûne-i ekberi ve bir kısım küll ve küllî ve diğer kısım onun cüz'leri ve ferdleri ve birbirine sikke-i fıtratta müşâbehet ve nakş-ı san'atta münâsebet ve birbirine yardım etmek ve birbirinin vazife-i fıtriyesini tekmîl etmek gibi, çok cihetü'l-vahdet noktalarında; bedâhet derecesinde tevhidi ilân ve sâni'lerinin vâhid olduğunu isbât etmek ve kâinâtın rubûbiyet cihetinde, tecezzî ve inkısam kabûl etmez bir küll ve küllî hükmünde bulunduğunu izhâr etmektir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.