İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 130 / 656
130

İkinci Bâb: 2. Menzil

Sonra o sükûnetsiz misâfir kendi kalbine dedi: Ehl-i îmânın, hususan ehl-i tarîkatın her vakit tekrarla لَااِلٰهَاِلَّاهُوَ demeleri, tevhidi yâd ve ilân etmeleri gösterir ki: Tevhidin pek çok mertebeleri bulunuyor.

Hem tevhid, en ehemmiyetli ve en halâvetli ve en yüksek bir vazife-i kudsiye ve bir farîza-i fıtriye ve bir ibâdet-i îmâniyedir. Öyle ise, gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethânenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız. Çünkü aradığımız hakîki tevhid, yalnız tasavvurdan ibaret bir mârifet değildir. Belki, ilm-i mantıkta tasavvura mukâbil ve mârifet-i tasavvuriyeden çok kıymetdâr ve bürhânın neticesi olan ve ilim denilen tasdiktir.

Ve tevhid-i hakîki öyle bir hüküm ve tasdik ve iz'ân ve kabûldür ki: Herbir şeyle Rabbini bulabilir. Ve herşeyde Hàlık’ına giden bir yolu görür. Ve hiçbir şey huzuruna mâni olmaz. Yoksa, Rabbini bulmak için her vakit kâinât perdesini yırtmak, açmak lâzım gelir. “Öyle ise haydi ileri” diyerek, kibriyâ ve azamet kapısını çaldı. Ef'âl ve âsâr menziline ve icâd ve ibdâ' âlemine girdi, gördü ki: Kâinâtı istilâ etmiş Beş hakikat-i muhîta hükmediyorlar; bedâhetle tevhidi isbât ederler.

Birinci Hakikat (Kibriyâ ve Azamet Hakikati) {25}

Birincisi: Kibriyâ ve azamet hakikatidir. Bu hakikat, İkinci Şuâ’nın İkinci Makamında ve Risale-i Nurun müteaddid yerlerinde bürhânlarla izâh edildiğinden burada bu kadar deriz ki: Binlerle sene birbirlerinden uzak bir mesâfede bulunan yıldızları, aynı ânda aynı tarzda icâd edip tasarruf eden ve zeminin şark ve garb ve cenûb ve şimâlinde bulunan aynı çiçeğin hadsiz efrâdını, bir zamanda ve bir sûrette halkedip tasvir eden..

Hem ﴾  هُوَ الَّذ۪ى خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ فِي سِتَّةِ اَيَّامٍ ﴿ yani gökleri ve zemini altı günde yaratmak gibi geçmiş ve gaybî ve çok acîb bir hâdiseyi, hazır ve göz önünde bir hâdise ile isbât etmek ve onun gibi acîb bir tanzîr olarak zeminin yüzünde bahar mevsiminde, haşr-i a'zamın yüzbinden ziyâde misâllerini gösterir gibi, ikiyüz binden ziyâde nebâtât tâifelerini ve hayvanat kabilelerini beş-altı haftada inşâ edip kemâl-i intizam ve mîzan ile iltibassız, noksansız, yanlışsız, beraber, birbiri içinde idare, terbiye, iâşe, temyiz ve tezyîn eden..

Hem ﴾  يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّـهَارِ وُيُولِــجُ النَّـهَارَ فِي الَّيْلِ ﴿ âyetinin sarâhatiyle zemini döndürüp, gece-gündüz sahifelerini yapan ve çeviren ve yevmiye hâdisâtıyla yazan değiştiren aynı Zât, aynı ânda, en gizli, en cüz'î olan kalblerin hâtırâtlarını dahi bilir ve irâdesiyle idare eder. Ve mezkûr fiillerin herbiri bir tek fiil olduğundan, zarûrî olarak, onların fâili dahi bir tek

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.