İşte bu iki kısma kıyâsen, lisân-ı kàl ile edilen duâların bütün nev'ileri hususan enbiyâların (Aleyhimüsselâm) ve hàvâsların hàrika bir sûrette makbûliyeti, ﴾ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُ ﴿ deki hüccet-i vahdâniyete şehâdet eder.
#### Altıncı Kelime
ALTINCI KELİME: ﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَ ﴿ dir.
Bundaki hüccete gayet kısa bir işâret şudur:
Evet, nasıl bir yerden bir yere giden yolların ve bir noktadan uzak bir noktaya çekilen hatların en kısası ise, en doğrusudur ve müstakîmidir. Aynen öyle de; maneviyatta ve manevî yollarda ve kalbî mesleklerde en doğrusu, en müstakîmi ise en kısa ve en kolayıdır. Meselâ: Risale-i Nurda bütün muvâzeneleri ve küfür ve îmân yollarının mukayeseleri kat'î gösteriyorlar ki; îmân ve tevhid yolu, gayet kısa ve doğru ve müstakîm ve kolaydır ve küfür ve inkâr yolları, gayet uzun ve müşkülâtlı ve tehlikelidir. Demek bu istikametli ve hikmetli ve herşeyde en kısa ve kolay yolda sevkedilen bu kâinâtta, elbette şirk ve küfrün hakikatleri olamaz ve îmân ve tevhidin hakikatleri, bu kâinâta güneş gibi lâzım ve vâcibdir.
Hem, ahlâk-ı insaniyede en rahat, en faydalı, en kısa, en selâmetli yol ise, Sırat-ı Müstakîmde, istikamettedir.
Meselâ: Kuvve-i akliye, hadd-i vasat olan hikmeti ve kolay, faydalı istikameti kaybetse, ifrat veya tefritle muzır bir cerbezeye ve belâlı bir belâhete düşer, uzun yollarında tehlikeleri çeker.
Ve kuvve-i gadabiye, hadd-i istikamet olan şecâati takib etmezse; ifratla çok zararlı ve zulümlü tehevvüre ve tecebbüre ve tefritle çok zilletli ve elemli cebânet ve korkaklığa düşer, istikameti kaybetmesinin, hatâsının cezası olarak dâimî vicdânî bir azâbı çeker.
Ve insandaki kuvve-i şeheviye, selâmetli istikameti ve iffeti zâyi' etse; ifratla musîbetli, rezâletli fücûra, fuhşa ve tefritle humûda, yani; ni'metlerdeki zevk ve lezzetten mahrum düşer ve o manevî hastalığın azâbını çeker...
İşte bunlara kıyâsen, hayat-ı şahsiye ve hayat-ı ictimâiyede –bütün yollarında– istikamet en faydalı ve kolay ve kısadır. Ve Sırat-ı Müstakîmi kaybedilse, o yollar pek belâlı ve uzun ve zararlı olur.
Demek ﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَ ﴿ pekçok câmi' ve geniş bir duâ, bir ubûdiyet olduğu gibi, bir hüccet-i tevhide ve bir ders-i hikmete ve bir ta'lim-i ahlâka işâret eder.
