İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 572 / 656
572

gayet san'atlı yaratmak.. meselâ insanı ayrı ayrı yüz cihâzâtı ile bir katre sudan icâd etmek ve kuşu pekçok âlât ve muhtelif cihâzlarıyla bir basit yumurtadan inşâ edip mu'cizâtlı sûret giydirmek ve ağacı dal, budak ve mütenevvi' a'zâ ve eczâsıyla basit, câmid “karbon, azot, müvellidü'l-mâ, müvellidü'l-humuza”dan terekküb eden bir küçük çekirdekten çıkarmak, muntazam, meyveli bir şekil giydirmek, elbette ve elbette bedâhetle, şübhesiz kat'iyyetle vücûb ve zarûret ve lüzum derecesinde isbât eder ki; o herbir masnû'a bütün zerrât ve eczâsıyla ve sûret ve mâhiyetiyle bir Kadîr-i Mutlakın irâde ve meşîetiyle ve ihtiyar ve kasdıyla o mahsûs, mükemmel vaziyet veriliyor. Ve herşeye şâmil bir irâdenin taht-ı hükmündedir. Ve bu tek masnû'un bu şübhesiz tarzda İrâde-i İlâhiyeye delâleti gösteriyor ki, bütün masnûât; hadsiz, nihâyetsiz ve güneş ve gündüz gibi zâhir bir kat'iyyette, herşeye şâmil irâde-i İlâhiyeye, adedlerince şehâdetler ve bir Kadîr-i Mürîdin vücûb-u vücûduna hadsiz hüccetlerdir.

Hem ilm-i İlâhînin sâbıkan mezkûr bütün delilleri, aynen irâdenin dahi delilleridir. Çünkü, ikisi kudretle beraber iş görüyorlar. Biri birisiz olmaz. Herbir nev'in ve cinsin efrâdı, a'zâ-i nev'iye ve cinsiyede tevâfukları nasıl delâlet eder ki Sâni'leri birdir, vâhiddir, ehaddir.. öyle de: Yüzlerinin sîmâları hikmetli bir tarzda, birbirinden fârikalı ve ayrı olması kat'î delâlet eder ki; o Sâni'-i Vâhid-i Ehad, bir fâil-i muhtardır. İrâde ve ihtiyar ve meşîet ve kasd ile herşeyi yaratır.

İşte irâdeye dair tek ve küllî bir delili beyân eden mezkûr Arabî fıkranın kısaca meâlinin tercümesi bitti. İrâdeye dair pekçok mühim nükteleri İlim mes'elesi gibi yazmak niyet etmiştim. Fakat semli hastalık dimağıma tam yorgunluk verdiği için başka vakte te'hir edildi.

#### Kudrete Dair Arabî Fıkra ve Meâli

Kudrete dair Arabî fıkrası:

اَللّٰهُ اَكْبَرُ مِنْ كُلِّ شَىْءٍ قُدْرَةً وَعِلْمًا اِذْ هُوَ الْقَدِيرُ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ بِقُدْرَةٍ مُطْلَقَةٍ مُحِيطَةٍ ضَرُورِيَّةٍ نَاشِئَةٍ لَازِمَةٍ ذَاتِيَّةٍ لِلذَّاتِ الْاَقْدَسِيَّةِ فَمُحَالٌ تَدَاخُلُ ضِدِّهَا فَلَا مَرَاتِبَ فِيهَا فَتَتَسَاوٰى بِالنِّسْبَةِ اِلَيْهَا الذَّرَّاتُ وَالنُّجُومُ وَالْجُزْءُ وَالْكُلُّ وَالْجُزْئِىُّ وَالْكُلِّىُّ وَالنُّوَاةُ وَالشَّجَرُ وَالْعَالَمُ وَالْاِنْسَانُ.. بِسِرِّ مُشَاهَدَةِ غَايَةِ كَمَالِ الْاِنْتِظَامِ، الْاِتِّزَانِ، الْاِمْتِيَازِ، الْاِتْقَانِ الْمُطْلَقَاتِ.. مَعَ السُّهُولَةِ فِي الْكَثْرَةِ وَالسُّرْعَةِ وَالْخِلْطَةِ الْمُطْلَقَةِ.. وَبِسِرِّ النُّورَانِيَّةِ

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.