İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 94 / 656
94

yavrulara gönderilen süt konserveleri ve vâlidelerinin şefkatli sînelerinde asılan şekerli süt tulumbacıklarını göndermek, o kadar şefkat ve merhamet ve hikmet içinde görünüyor ki, bilbedâhe bir Rahmân-ı Rahîm’in gayet müşfikâne ve mürebbiyâne bir cilve-i rahmeti ve ihsânı olduğunu isbât eder.

Elhâsıl; bu sahife-i hayatiye-i bahariye, Haşr-i A'zamın yüzbin nümûnelerini ve misâllerini göstermekle

﴿ فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِى الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا إِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِى الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَد۪يرٌ ﴾

âyetini maddeten gayet parlak tefsir ettiği gibi; bu âyet dahi, bu sahifenin mânâlarını mu'cizâne ifâde eder. Ve arzın, bütün sahifeleriyle, büyüklüğü nisbetinde ve kuvvetinde لَااِلٰهَاِلَّاهُوَ dediğini anladı.

İşte, küre-i arzın yirmiden ziyâde büyük sahifelerinden bir tek sahifenin yirmi vechinden bir tek vechinin muhtasar şehâdeti ile, o yolcunun sâir vecihlerin sahifelerindeki müşâhedâtı mânâsında olarak ve o müşâhedâtları ifâde için, Birinci Makamın üçüncü mertebesinde böyle denilmiş:

لَااِلٰهَاِلَّااللّٰهُ الْوَاجِبُ الْوُجُودِ الَّذِي دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِهِ فِي وَحْدَتِهِ: الْاَرْضُ بِجَمِيعِ مَا فِيهَا، وَمَا عَلَيْهَا، بِشَهَادَةِ عَظَمَةِ إِحَاطَةِ حَقِيقَةِ: اَلتَّسْخِيرِ، وَالتَّدْبِيرِ، وَالتَّرْبِيَةِ، وَالْفَتَّاحِيَّةِ وَتَوْزِيعِ الْبُذُورِ وَالْمُحَافَظَةِ وَالْاِدَارَةِ وَالْاِعَاشَةِ، لِجَمِيعِ ذَوِى الْحَيَاةِ، وَالرَّحْمَانِيَّةِ وَالرَّحِيمِيَّةِ الْعَامَّةِ الشَّامِلَةِ الْمُكَمَّلَةِ بِالْمُشَاهَدَةِ

4. Mertebe: Denizler ve Büyük Nehirler {4}

Sonra, o mütefekkir yolcu her sahifeyi okudukça saâdet anahtarı olan îmânı kuvvetlenip ve manevî terakkiyâtın miftâhı olan mârifeti ziyâdeleşip ve bütün kemâlâtın esâsı ve mâdeni olan îmân-ı billâh hakikati bir derece daha inkişaf edip manevî çok zevkleri ve lezzetleri verdikçe onun merakını şiddetle tahrîk ettiğinden; semâ, cevv ve arzın mükemmel ve kat'î derslerini dinlediği hâlde: “Hel min mezîd” deyip dururken, denizlerin ve büyük nehirlerin cezbekârâne cûş u hurûşla zikirlerini ve hazîn ve lezîz seslerini işitir. Lisân-ı hâl ve lisân-ı kàl ile: “Bize de bak, bizi de oku!” derler. O da bakar, görür ki: Hayatdârâne mütemâdiyen çalkanan ve dağılmak ve dökülmek ve istilâ etmek fıtratında olan denizler, arzı kuşatıp, arz ile

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.